Ana sayfa Kültür-sanat 3. Bir ayak izi, bir sultana taç oldu

3. Bir ayak izi, bir sultana taç oldu

16
0

ÜMİT ŞİMŞEK

– III –

Bu arada, Osmanlı tahtına, on dört yaşında bir delikanlı oturdu.

Yaşı henüz pek gençti Sultanın.

Ama onun ardında da bir gönül sultanı vardı:

Aziz Mahmut Hüdai.

Sultan Ahmet onun yanında atına binmekten âr eder, onu atına çıkarıp kendisi yaya yürürdü.

Padişahların şiir yazıp beste yaptığı o ülkede sultanlar, ilim ve irfan erbabının ardında yürümeyi şeref bilirdi.

Daha da ötesi, bir ayak izi, bir sultana taç olurdu.

Sultan Birinci Ahmet, Sevgili Peygamberinin ayak izini, özel günlerde iftiharla başına geçirdiği tacına bir sorguç yapmış, bunu da sanatkâr ruhuyla şiire dökmüştü:

 

N’ola tâcım gibi başımda götürsem daim

Kademi nakşını ol Hazret-i Şâh-ı Rusülün

Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir

Ahmedâ, durma yüzün sür kademine o gülün.

***

Ataları gibi genç sultan Ahmet de bir cami bırakmak istedi arkasında.

İçinde Allah’ın kulları yalnız Allah’a kulluk etsinler diye.

Nice yerler araştırıldı. Fakat Sultan razı olmadı. “Bir mescit yapılacak, ama nice gönüller yıkılacak” diyordu. Çünkü bulunan yerlerin üzerinde meskûn binalar vardı.

Sonunda burada, Ayşe Sultana ait bir saray, değerinin çok üzerinde bir fiyatla ondan satın alındı.

Ve burada, kendisinden çok önce dikilmiş bir kubbe ile minarelerin karşısında, onunla birlikte İstanbul’un yeni çehresini çizmek üzere, Sultanahmet Camiinin inşaatı başladı.

Artık Ayasofya yalnız kalmayacak, Sultanahmet’in karşısında kendisini ezilmiş de hissetmeyecekti.

[Devam edecek]

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı yazın