Ana sayfa Albüm Göklerin tacı nurdan yapılır

Göklerin tacı nurdan yapılır

23
0

1Gökkuşağı

Bulutlar ağırdı, yüklüydü.

 

 

2Gökkuşağı

Nokta hedeflere boşalttılar yüklerinden bir kısmını.

 

3Gökkuşağı

Isparta’nın bir orası, bir burası seller gibi yağan yağmurdan nasibini aldı.

4Gökkuşağı

Birkaç dakika, göklerdeki tonlarca suyun yerlerde sel halinde akması için kâfi idi.

5Gökkuşağı

Yağmur sonrasında, havadaki su damlacıkları görevi devraldı.

6Gökkuşağı

İkindi güneşi damlacıkların bir ucundan kırılarak girdi, diğer tarafından bir daha kırılarak çıktı.

 

7Gökkuşağı

Su damlacıkları, gün ışığının içinde ne varsa ortaya çıkardı.

8Gökkuşağı

Seyredenler, başlarının üzerinde, biraz ileride, güneşin karşı yönünde gökyüzünün taçlandığını gördüler.

9Gökkuşağı

Dış tarafı kırmızı, iç tarafı mor renkte, güneşin yedi rengini sergileyen bir taçtı bu.

10Gökkuşağı

Biraz yukarısında da onun bir başka yansıması belli belirsiz seçiliyordu. Onda ise kırmızı içeride, mor dışarıda görünüyordu.

11Gökkuşağı

Belli bir uzaklıkta imiş gibi görünüyordu gökkuşağı. Ama o hiçbir yerde değildi.

12Gökkuşağı

Aslında “gökkuşağı” diye bir varlık da yoktu.

13Gökkuşağı

Sadece bir tecellî, bir yansıma, bir görüntü vardı gökyüzünde.

14Gökkuşağı

Bakanlar, gün ışığını harikulâde bir renk demeti halinde görüyordu.

15Gökkuşağı

Gökkuşağı, semânın bir tarafında belirdi, sonra diğer tarafına doğru harekete geçti.

16Gökkuşağı

Devrini tamamladıktan sonra da sahneyi bulutlara terk etti.

17Gökkuşağı

Bir süre önce yüklerini boşalttıkları yerde şimdi bir gösteriye başlamıştı bulutlar.

18Gökkuşağı

Şekilden şekle girerek, kendilerini kulların imdadına göndereni anlattılar dakikalar boyunca.

19Gökkuşağı

Dakikalar tükendi, zaman değişti, gün akşam oldu.

20Gökkuşağı

Geriye bulutlardan ve su damlacıklarından bu hatıralar kaldı.

21Gökkuşağı

Mekân: (1) Isparta, Sidre tepesi, (2) Ahmet Uyar kardeşimizin balkonu.

22Gökkuşağı

Yazı ve fotoğraflar: Ümit Şimşek

23Gökkuşağı

Bulutlar ağırdı, yüklüydü.

Nokta hedeflere boşalttılar yüklerinden bir kısmını.

Isparta’nın bir orası, bir burası seller gibi yağan yağmurdan nasibini aldı.

Birkaç dakika, göklerdeki tonlarca suyun yerlerde sel halinde akması için kâfi idi.

Yağmur sonrasında, havadaki su damlacıkları görevi devraldı.

İkindi güneşi damlacıkların bir ucundan kırılarak girdi, diğer tarafından bir daha kırılarak çıktı.

Su damlacıkları, gün ışığının içinde ne varsa ortaya çıkardı.

Seyredenler, başlarının üzerinde, biraz ileride, güneşin karşı yönünde gökyüzünün taçlandığını gördüler.

Dış tarafı kırmızı, iç tarafı mor renkte, güneşin yedi rengini sergileyen bir taçtı bu.

Biraz yukarısında da onun bir başka yansıması belli belirsiz seçiliyordu. Onda ise kırmızı içeride, mor dışarıda görünüyordu.

Belli bir uzaklıkta imiş gibi görünüyordu gökkuşağı. Ama o hiçbir yerde değildi.

Aslında “gökkuşağı” diye bir varlık da yoktu.

Sadece bir tecellî, bir yansıma, bir görüntü vardı gökyüzünde.

Bakanlar, gün ışığını harikulâde bir renk demeti halinde görüyordu.

Gökkuşağı, semânın bir tarafında belirdi, sonra diğer tarafına doğru harekete geçti.

Devrini tamamladıktan sonra da sahneyi bulutlara terk etti.

Bir süre önce yüklerini boşalttıkları yerde şimdi bir gösteriye başlamıştı bulutlar.

Şekilden şekle girerek, kendilerini kulların imdadına göndereni anlattılar dakikalar boyunca.

Dakikalar tükendi, zaman değişti, gün akşam oldu.

Geriye bulutlardan ve su damlacıklarından bu hatıralar kaldı.

***

Mekân: (1) Isparta, Sidre tepesi, (2) Ahmet Uyar kardeşimizin balkonu.

Yazı ve fotoğraflar: Ümit Şimşek

 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı yazın