Ana sayfa Tefekkür Güncel Hurafat ehlinin oyunu tutmadı: Kutlu Doğum’a devam

Hurafat ehlinin oyunu tutmadı: Kutlu Doğum’a devam

Kutlu Doğum Haftasını FETÖ ile ilişkili göstererek fitne kazanı kaynatmaya çalışanların hevesleri kursaklarında kaldı. Kutlu Doğum, "sîret haftası" olarak yine Nisan ayında kutlanmaya devam edecek.

214
0

Kutlu Doğum Haftası üzerine fitne kazanı kaynatmaya teşebbüs eden hurafat ehli bir topluluğun hevesi kursağında kaldı.

Diyanet İşleri Başkanlığının İstanbul’da gerçekleştirilen genişletilmiş istişare toplantısında, haftanın 14-20 Nisan tarihleri arasında kutlanmaya devam edilmesi kararı alındı.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, toplantıda bu konuyla ilgili olarak alınan kararı şu sözleriyle açıkladı:

Kutlu Doğum Haftasının FETÖ ile irtibatlanması aziz milletimizi derinden yaralamıştır. Bu iddia tarihi gerçeklere de aykırıdır.

İdrak edilen Mevlid Kandilinin bir alternatifi değildir.

Etkinlikler ilgili yönetmelik hükümlerine göre ve Diyanet’in gözetim ve denetiminde yürütülmelidir.

Peygamberimizin ve onun doğumunun bir tartışma konusu yapılması kabul edilemez. Mevlit Kandili programları zenginleştirilerek sürdürülmeli. Kutlu Doğum ise bir siret haftasına dönüştürülerek bundan sonra da 14-20 Nisan’da icrasına devam edilmelidir.

AKIL, VİCDAN VE İZ’AN DIŞI İDDİALAR

Din İşleri Yüksek Kurulu Genişletilmiş İstişare Heyetinin kararlarında ise bu konu şu ifadelerle yer aldı:

Yirmi sekiz yıldır devletin desteği ve bütün toplum kesimlerinin katılımıyla bir bilgilenme ve bilinçlenme şöleni haline gelmiş olan Kutlu Doğum Haftasının asrın fitnesi FETÖ ile irtibatlandırılması başta Diyanet ve İlahiyat camiası olmak üzere aziz milletimizi derinden yaralamıştır. Akıl, vicdan ve iz‘an dışı bu iddia, aynı zamanda tarihi gerçeklere de aykırıdır.

Bu hafta asırlardır 12 Rebiulevvel’de idrak edilen mevlit kandilinin bir alternatifi değil; Hz. Peygamberin (s.a.s.) sîreti, sünneti ve evrensel mesajını anlamak ve hayata geçirmek gayesiyle uygulamaya konulmuş ilmi ve kültürel faaliyetler bütünüdür. Esas amaç, Hz. Peygamberin hayat veren çağrısının daha geniş kitlelere ulaştırılması olunca, bu etkinlik için tüm eğitim kurumlarının ve halkımızın yoğun bir şekilde katılımının daha çok sağlandığı bir zaman dilimi belirlenmiştir.

Resul-i Ekrem’i ilmi ve kültürel etkinliklerle anmanın başka bir vesilesi olan bu hafta bidat olarak nitelendirilemez. Zira bir uygulamanın bidat olarak nitelendirilebilmesi için o uygulamanın itikat ve ibadetler gibi dinin temel yapısına ilişkin bir değiştirmeyi ya da bir eklemeyi beraberinde getirmesi gerekir. Oysa Peygamberimizin sünnetini ve siretini anlamaya yönelik bu haftadaki etkinlikler itikadi ve taabbudi bir konu değildir. Bu nedenle böyle bir haftanın ve anma faaliyetinin bidat kapsamında değerlendirilmesi, İslam ilim ve usul geleneğiyle bağdaşmaz.

Her yıl yurtiçi ve yurtdışında otuz bini aşkın etkinliğin yapıldığı bu hafta içinde, haftanın amacıyla bağdaşmayan bazı yanlış uygulamaların tasvip edilmesi düşünülemez. Bu münferit yanlış uygulamalar bütün bir etkinliğe de gölge düşürmemelidir. Resul-i Ekrem’in hatırasına ters düşecek ve Müslümanları rencide edecek tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Etkinlikler, ilgili yönetmelik hükümlerine göre ve Diyanet İşleri Başkanlığının gözetim ve denetiminde yürütülmelidir.

Yukarıdaki mülahazalar doğrultusunda Sevgili Peygamberimizin ve Onun doğumunun bir tartışma ve polemik konusu yapılması kabul edilemez. Bu itibarla bu topraklarda bin yıldır vecd ile kutlanan mevlit kandili programları zenginleştirilerek sürdürülmeli, Kutlu Doğum Haftası ise Onun sünneti, sîreti, yüksek ahlakı ve evrensel mesajının ilmî etkinliklerle anlatıldığı bir sîret haftasına dönüştürülerek şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da 14-20 Nisan tarihleri arasında icrasına devam edilmelidir.

FİTNEYİ ÇIKARANLAR KİM?       

Kutlu Doğum Haftası ile ilgili tartışmaları başlatan hurafat ehli topluluğun sabıka defteri, birkaç madde ile özetlenemeyecek kadar kalabalık kayıtlardan oluşuyor. Başta “Seâdet-i Ebediyye” olmak üzere, bu topluluğun muhtelif yayınlarının “zihinleri teşviş edici ve okuyanları yanıltıcı mahiyette olduğuna” dair Din İşleri Yüksek Kurulunca ittifakla alınmış kararlar bulunuyor.

İmam-ı Gazalî’nin kitabında tahrifat yapmak ve kendisinden asırlarca sonra yaşamış olan Seyyid Kutub aleyhinde iftiraları İmam Gazalî’nin ağzından bu kitaba ilâve etmek gibi marifetler, yine bu topluluğun sabıka kayıtları arasında.

Millî şairimiz Mehmet Akif başta olmak üzere ümmetin pek çok değerli ismine karşı husumet beslemek ve onlar hakkında şenî’ ithamlarda bulunmak; vakıf mallarını şahıslara peşkeş çekmek için Yahudilere parmak ısırtacak fetvalar uydurmak; on binlerce Müslümanı dolandırmak da yine bu topluluğun alâmet-i farikası haline gelmiş marifetleri arasında yer alıyor.

Sözü geçen topluluğun bir kısım marifetlerine şu yazıda toplu bir şekilde göz atabilirsiniz:

http://www.yazarumit.com/bu-televizyon-sovcusunu-kim-kullaniyor

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı yazın