Ana sayfa Tefekkür Güncel İdamdan önceki son saatler

İdamdan önceki son saatler

3139
0

Birinci tablo

İdam mahkûmu Çinli kadınların son gecelerini anlatan resimleri hatırlayacaksınız:

Elleri ve ayakları kelepçeli kadınlardan kimi tırnaklarına oje sürdürürken, kimi ertesi sabah giyeceği tişörtünü özenle katlıyor, kimi de yeni ayakkabılarını zincirli ayaklarına geçirmeye çalışıyor. İnfaza 9 saat kala hepsi birden şen şakrak poker oyununda; gardiyanlar da onların neş’esine seyirci kalmıyor, hep beraber gülüp şakalaşıyorlar. Arada sırada hüzünlenen birisi olursa, onun da bir şekilde avutularak eski neş’esini kazanması uzun sürmüyor. Zamanın bir şekilde “geçirilmesi” gerek! Dakikalar ve saatler uzamamalı, vakit geçmeli, bitmesi istenmeyen ömür bir an önce tüketilmeli!

İnfaz, sabahın erken saatlerinde, mahkûmların ensesine sıkılan birer kurşunla gerçekleşecek. İnfaza bir saat kala, mahkûm kadınlardan biri, ayaklarına parlak kırmızı renkte oje sürdürerek hazırlığını tamamlıyor. Bir başkası, üzerindeki beyaz tişörtün kendisini şişman göstereceğini düşünüp telâşlanıyor. Defileye çıkılacak olmasa da, insan içine çıkılacak! Gardiyanlar ve mahkûmlar seferber oluyor ve son anda bir siyah tişört bulunuyor.

İnfaza yarım saat kala, mahkûmlardan bir tanesi durumu biraz kavrar gibi oluyor ve ağlamaya başlıyor. Fakat gardiyanlar böyle durumlara yabancı değil. Saçına bir miktar jöle sürüyorlar; o da eski neş’esini kazanmakta gecikmiyor.

Bu arada, infaz mahalline götürülmek üzere odasından alınan bir mahkûmun, elleri ve ayakları zincirli şekilde yürürken, yanındaki gardiyanla birlikte gülmekte olduğunu görüyoruz.

***

İkinci tablo

Bunu da hatırlamakta zorluk çekmeyeceksiniz:

Haklarında verilen ölüm hükmü kesinleşmiş insanlar. Çinli kadın mahkûmlar gibi, onların da başlarına gelecek olan şeye aldırdıkları yok. Daha da ötesi, hepsi de infaz tarihlerinin ötesine uzanan işlerle oyalanıyorlar. Çinli idam mahkûmlarının planları, en fazla, infaz sırasında giyecekleri elbiseleri kapsıyordu. Bu tablonun kahramanları ise hiç bitmeyecek bir ömür için planlar yapıyorlar. Planlarına uymayan bir durumla karşılaştıklarında duydukları üzüntü, haklarındaki ölüm fermanından duymaları gereken endişeyi hatırlarına bile getirmiyor. Yaptıkları işin özeti:

Yıkılacak binalar dikmek, arkalarında kalacak servetler biriktirmek, ellerinden çıkıp gidecek şeyler için birbirleriyle boğuşmak, başlarına gelmek üzere olan âkıbeti daha da çabuklaştırmak için vakit geçirecek eğlenceler bulup oyalanmak. Ve daha yüzlercesi. Ve binlercesi…

Onlardan bir kısmı, işi çok daha ileriye götürüyor ve dünyayı paylaşmak, hakimiyeti gökten yere indirmek gibi büyük projelerin peşine takılıyor.

Hepsi de, daldıkları meşgalelerin en sıcak bir ânında, infaz için alıp götürülüyor.

Ve bir daha kendilerinden haber alınamıyor.

***

Birinci tablonun kahramanlarına biz acıyarak bakıyoruz. Aynı zamanda da hayretten kendimizi alamıyoruz:

Ojeli ayaklarla infaz mahalline gitmek, idam edilirken zayıf görünmek, ölüm acısını bir tutam jöle ile savuşturmak nasıl birşeydir?

Fakat nereden bakıyoruz bu tabloya?

İkinci tablonun içinden!

Yolda yalpalayan sarhoşu küfenin içinden ayıplayan ikinci sarhoş gibi, biz de, ikinci tablonun içinden bakıp birinci tablonun kahramanları hakkında yorum yapıyoruz.

Oysa biz de onlar gibi ölüm mahkûmlarıyız. Sadece, infaz saatimizi bilmiyoruz, o kadar. Bilmesek ne fark eder?

“İnsanlar uykudadır; ölünce uyanırlar” buyuruluyor hadis-i şerifte.

Kur’ân da, dünya hayatına “ya bir akşam, ya da bir kuşluk vakti” kadar zaman biçiyor.

Demek ki, rüyamız bize pek uzun görünüyor.

Uyandığımız an, bir de bakacağız ki, bitmeyecek sandığımız bir ömür, birkaç saat süren bir rüyadan ibaretmiş. Belki de, ölümün eşiğinden dönenlerin, o anda gözlerinin önünden bütün hayatlarının bir film şeridi gibi geçmesi bu yüzdendir, kimbilir?

***

Şimdi bir daha düşünelim isterseniz:

Hakkımızdaki kesinleşmiş kararın infaz saatini bilip bilmememiz o kadar mühim mi?

Çinli mahkûmlara nispetle belki birkaç saat, belki birkaç dakika daha fazla vaktimiz var, hepsi o kadar…

Ve biz, asıl meşgul olmamız gereken yol hazırlıklarını bir yana bırakıp, o birkaç saati (yahut dakikayı) bir an önce tüketmek için oyunlar icad ediyoruz.

— Ümit Şimşek

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı yazın