Ana sayfa Tefekkür Güncel Kolay zamanlarda ucuz kahramanlıklar

Kolay zamanlarda ucuz kahramanlıklar

439
0

Yakın zamana kadar Türkiye’de tartışılamayan pek çok konu vardı. Bunların başında da Atatürk geliyordu. Bugün ise hemen hemen her konunun – ilim ve edep dairesinde kalmak şartıyla – tartışılabildiği bir gerçek değil midir?

Bu arada Atatürk’ün de İslâm ile ilgili görüşlerinden mal varlığına kadar her konu gündeme gelebiliyor ve çeşitli zeminlerde tartışılabiliyor.

Ne var ki, zor zamanlarda bu konular hakkında seslerini duymaya pek de alışık olmadığımız kimileri, şimdiki rahatlamış ortama çok hızlı bir giriş yaptıktan sonra işi eleştiri seviyesinde bırakmıyorlar ve alabildiğine tahrik ve tahkir edici üslûplarla konuyu mecrâsından çıkarıyorlar.

Sonuçta da bu, Atatürk’ü tekrar tartışılmaz hale getirmek için pusuda bekleyen bağnaz bir kesimin eline koz vermekten başka bir işe yaramıyor.

Ne gariptir, sebep oldukları bu neticeyi görüp durumlarını düzeltecekleri yerde, yapıp durduklarını da kâfi bulmuyorlar ve bugünkü serbest ortamı vücuda getirebilmek için çeyrek asırdır göğüslemedikleri tehlike, ödemedikleri fiyat kalmayan insanlara “Cesaretiniz varsa kanunu kaldırın!” şeklinde meydan okuyarak sözümona kahramanlık gösterileri yapmaya kalkıyorlar!

Bu kahramanlarımız hangi kanunun kaldırılmasını istiyorlar?

İşte, tam metin halinde 5816 sayılı o kanun:

Madde 1: Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.

Madde 2: Birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumî veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunulacak ceza yarı nispetinde artırılır.

Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.

Madde 3: Bu Kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılıklarınca re’sen takibat yapılır.

Madde 4: Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 5: Bu Kanunu Adalet Bakanı yürütür.

Bu kanunun savunuculuğunu yapacak değiliz. Bir kişi için özel kanun çıkarılmış olmasını da isabetli bulmak hiçbir şekilde mümkün değildir. Lâkin şu anda bu kanun hakaretten ve heykel kırmaktan başka hangi şeyi engelliyor, bunu açıklayabilecek kimse var mı?

Bugün bu ülkede, bir Müslümana yakışır edepli ve seviyeli bir üslûp içerisinde dile getirilecek ve aynı şekilde düşünmeyenlerin hukukunu da yok saymayacak herhangi bir tenkide bu kanunun hangi maddesi engel olabilir?

Atatürk’ün hakimiyeti gökten yere indirmek istediği, Kurân-ı Kerim için “Arap oğlunun yavesi” şeklinde benzetmeler kullandığı gibi tarihî gerçekler pek çok yerde yazılıp çiziliyor, buna itirazı olanlar da karşı görüşlerini kendi açılarından dile getirebiliyorlar.

Bediüzzaman’ın “Kur’ân’ın bütün hücumu heykelleredir” şeklindeki sözünü bugün medyada yazıp çizmeyen kalmadı. Bizzat Cumhurbaşkanımız da, heykelin bizim geleneklerimize aykırı düştüğünü açıkça ilân etmiş bulunuyor. Bütün bunlara kanunda engel olan bir madde mi var?

Yoksa kolay zamanların ucuz kahramanlığına talip olanlar, “Bu kanun kalksın da dilediğimiz gibi sövelim” mi demek istiyorlar? Veya kanunun kalktığı gün bu arkadaşlarımızin heykelleri ortadan kaldıracak planları mı var?

Kimse söz konusu kanun bahanesiyle bugüne kadar birçok kimsenin mağdur edildiğinden bahsederek bu tür kahramanlık gösterilerini haklı çıkarmaya çalışmasın. Geçmişteki mağduriyetler, zalim kanunlardan ziyade zalim uygulamaların eseriydi. Kurt kuzuyu yemek istediğinde her zaman bir mazeret bulmuştur. 163’üncü madde gittikten sonra evvelden beri kanunda var olan 312’nci maddeyi keşfetmek çok mu zaman almıştı?[1]

Bugün de eğer “Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki” 5816 sayılı kanunu birtakım haksız uygulamalara bahane yapacak olanlar çıkacaksa, bu bahaneden çok kolayını, eleştirileri ilmî mecrasından çıkarıp hakaretlere ve yersiz meydan okumalara vardıranların ölçüsüz davranışlarında bulacaklardır.

[1] O günleri yaşamayanlar veya yaşayıp da unutmuş olanlar için küçük bir hatırlatma: Türk Ceza Kanununun “devletin düzenini dinî esaslara uydurmak amacıyla propaganda yapmayı” yasaklayan 163’üncü maddesi, günün birinde kaldırıldı. Bu defa da 28 Şubat döneminde dindarlar üzerinde baskı kurmak için 312. maddeyi kullandılar.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı yazın