Ana sayfa Kitaplar Basında Çıkanlar “Kur’ân İslâmı”nın diğer adı: Protestanlık

“Kur’ân İslâmı”nın diğer adı: Protestanlık

43
0

Yazar Yusuf Kaplan, “Kur’ân İslâmı” adı altında yayılmaya başlayan bir tehlikeye dikkat çekiyor.

Protestanlığın da “Artık İncil’i anlayabiliyorum” söylemiyle yola çıktığına işaret eden Kaplan, Hıristiyanlığın bugün geldiği durumu şu sözleriyle özetliyor:

İnsanın, dine uymak yerine, dini kendisine uydurmasının kapılarını sonuna kadar açan protestanlaşmanın âmentüsü.

 

O yüzden, bugün önüne gelen kafasına göre İncil yazıyor: ‘Benim İncil’im bu!’ diyor.

 

O yüzden eşcinseller kafalarına göre İncil yazıyor. Feministler kafalarına göre İncil yazıyor. Ateist papazlar kafalarına göre İncil yazıyor!

“Kur’ân İslâmı” konusunda ise Yusuf Kaplan’ın şu çarpıcı tesbitlerde bulunuyor:

Son zamanlarda, sıklıkla, ‘Kur’ân İslâmı’ndan sözeden insanlara rastlıyorum.

 

Önce şunu söyleyeyim açık açık: ‘Kur’ân İslâmı’ndan sözeden biri, eğer kötü niyetli ya da görevli değilse, ne söylediğini bilmeyen, beyinsizin ve densizin tekidir.

 

‘Kur’ân İslâmı’ söylemi, ancak çapsız insanların eseri, ayartıcı ve insanı ana kaynağını Kur’ân’ın oluşturduğu İslâm’dan saptırıcı bir söylemdir.

 

Kur’ân İslâmı’nın ne kadar tehlikeli bir söylem olduğunu söylerken, İslâm’ı protestanlaştırıcı, sonuçta İslâm’ı paçavraya çevirecek bir söylem olduğunu söylemiş oluyorum.

 

Anlama kıtlığı çekeceklerin zannedecekleri gibi, Kur’ân’ı devre dışı bıraktıracak bir şey söylemiş olmuyorum. Aksine, ‘Kur’ân İslâmı’ söylemini dillendirenlerin, Kur’ân’ı devre dışı bırakacaklarına dikkat çekmiş oluyorum.

 

ÇAĞ KÖRLEŞMESİNİN KÖRLEŞTİRİCİLİĞİ

 

Çağ körleşmesi yaşıyoruz: Algılama biçimlerimiz İslâmî idrak ve zihin setleri üzerinden işlemiyor.

 

Müslümanca bir zihin ve idrakten yoksun olduğumuz bir zaman diliminde, Kur’ân’ı sadece mevcut seküler zihin ve algılama biçimleri üzerinden algılamaktan kurtulamayız. Bu da seküler algılama biçimlerini Kur’ân’a giydirmemize yol açar ve tam anlamıyla cinayetle sonuçlanır.

 

Ümmîleşilmeden, zihnimizi, algılama biçimlerimizi ve dilimizi İslâmîleştirmeden Kur’ân İslâm’ından sözetmek, İslâm’ın çağın ağları ve bağları, bağlamları ve kavramları ile anlamaya kalkışmaktır.

 

Ki, bu tam anlamıyla çağın algılama biçimlerini Kur’ân’a giydirmek ve İslâm’ı tanınamaz hâle getirmekle sonuçlanacak bir cinayettir.

 

Kur’ân kaynak’tır, Sünnet-i Seniyye, ırmaktır. Aslolan hakikat yolculuğuna çıkmak, hakikate varmaktır. Irmak, gürül gürül akacak ki, Kaynak, hayat fışkıracak…

 

PEYGAMBER’İ DEVRE DIŞI BIRAKAN DİN, KISA DEVRE YAPAR!

 

İyi de, hakikat yolculuğuna nasıl çıkacağız?

 

Bu sorunun cevabı şu tespitte gizli: Kur’ân asıldır, Sünne-i Seniyye usûldur. Aslolan, hakikate vusuldür / varmaktır.

 

Yani: Usûl olmadan, vusûl olmaz. Usul yoksa, fusûl (kopma / sapma) kaçınılmazdır.

 

Hakikate vusûl’ü sağlayacak usûl’ü bize veren, hakikatin misali ve timsali, vasatı ve vasıtası olan Efendimiz’dir.

 

Eğer ‘ben de Kur’ân’ı anlayabilirim’, diyerek, peygamberi devre dışı bırakırsanız, İslâm kısa devre yapar. Önüne gelen, ‘İslâm budur’ diye saçmalamaya başlar. Böyle yapmakla, kendisini peygamberin yerine koyduğunu da, din icat ettiğini de göremez.

 

Batılıların, Kur’ân’a değil de, Hz. Peygamber’e saldırmalarının, hadisleri tartışmaya açmalarının temel nedeni, Peygamber’i devre dışı bırakmak ve insanların kafalarına göre din icat etmelerinin ve dini paçavraya çevirmelerinin kapılarını sonuna kadar açmaktır.

Yusuf Kaplan’ın Yeni Şafak’taki yazısının tamamına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/YusufKaplan/kur%C3%A2n-isl%C3%A2mi-tehlikesi/56858

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı yazın