Ana sayfa Tefekkür Güncel Münafıklara şapka çıkartan sahte kahramanlar

Münafıklara şapka çıkartan sahte kahramanlar

30
1

“Tek parti dönemindeki gibi dinî sohbet basılmış!”

Bu hangi dinin sohbetiydi ki, gizlediniz, sakladınız, hattâ toplantıya girerken hepiniz birden cep telefonlarınızı başka bir odada bırakmak ihtiyacını hissettiniz?

Yeni bir din mi tasarlıyordunuz? Yahut başörtülü milletvekillerinin görev yaptığı, başörtülü bakanların hükûmet ettiği bir zamanda yaşadığınızdan siz mi haberdar değilsiniz, veya milleti mi habersiz sanıyorsunuz?  Yoksa mafya toplantılarına artık “dinî sohbet” deniyor da bizim mi haberimiz yok?

Suç âleti olarak dinî kitaplar, Cevşen’ler ele geçmiş!

Bunu şöyle de okuyabilirsiniz:

“Biz nasıl olsa dinî kitaplara, Cevşen’lere dokunmazlar diye bazı mahrem belgelerimizi onların arasına saklamıştık, notlarımızı onların üzerine yazmıştık, ama yutturamadık!” Nasıl olsa Haşhaşî taifesi önlerine ne konsa yiyor; bunu da yiyiversinler, değil mi?

İyi de, sizin tek parti döneminde olsun, daha sonraki dönemlerde olsun, Nur Risaleleri  okudukları için basılan insanlarla ve onların canları pahasına savundukları eserlerle istismardan başka hangi ilişkiniz oldu? Hangi yasaklı dönemde bu eserlere yakın durdunuz? Onların maruz kaldığı hangi tehlikeye karşı kendinizi siper ettiniz?

Hayır, siz kendinizi mukaddes değerlere değil, mukaddes değerleri kendinize siper edersiniz; sizin öteden beri san’at haline getirdiğiniz işiniz bundan ibaret! Zoru gördüğünüzde “Ben Nurcu değilim” demek, fırtınaya tutulduğunda gemiyi herkesten önce terk etmek, dindarlık fiyat istediğinde Müslümanlardan uzak durmak, kendi çıkarlarınız için dindarları ve dinin şeâirini satıvermek sizin mesleğinizin ana umdeleri arasında; bunu bilmeyen mi kaldı?

***

İcraatınızın buraya kadar olan kısmı, Kur’ân-ı Kerim’deki bazı tariflere o kadar uyuyor ki! Meselâ:

“Bir de, insanlardan ‘Allah’a iman ettik’ diyen var ki, Allah yolunda eziyete uğradığı zaman, insanlardan gelen sıkıntıyı Allah’ın azabı yerine koyar. Fakat Rabbinden bir zafer eriştiğinde de ‘Biz sizinle beraberdik’ derler. Herkesin gönlündekini en iyi Allah bilmez mi?” (Ankebut, 29:10).

Fakat benzerlik buraya kadar! Münafıklar en nihayet işi “Biz sizinle beraberdik” demeye kadar götürüyorlar.

Siz ise bu kadarla da yetinmeyip, “Siz yoktunuz, biz vardık” diyorsunuz. Hem de kimlere karşı?

Siz ehl-i dünyanın kapısında dalkavukluğun her türlüsünü icra ederken hak ve özgürlük mücadelesini kahramanca veren ve bu mücadelenin zaferle sonuçlanmasında birinci derecede pay sahibi olan insanlara karşı!

İşte burada kelimelerin yetersiz kaldığını görüyoruz. Aymazlığın da, utanmazlığın da, hayâsızlığın da bir sınırı vardır mutlaka. Hattâ münafıklığın da bir ölçüsü, bir standardı vardır, yahut olmalıdır. Fakat siz gerçekten hiçbir alanda sınır tanımayan bir topluluksunuz!

Siz kendinizi Musa yerine koyup karşınızdaki ehl-i imana “Firavun” diyorsunuz; ama biz size “Abdullah ibni Übeyy’in torunları” desek yine hakkınızı teslim etmiş olmayız, siz onlara ahlâf değil eslâf olmaya lâyık kimselersiniz. Hasan Sabbah gelse herhalde sizin karşınızda diz çöker ve sizden ders almak ister, İblis önünüzde secdeye kapanırdı.

***

Fakat hayır! Bu iltifatları sakın üzerinize alıp da şişmeyin. Bu beceriler elbette ki size ait değil ve olamaz da; hepiniz bir araya gelecek olsanız örgütünüzün sergilediği bunca marifeti kendi başınıza tasarlayamazsınız.

Biliyoruz ve herkes de biliyor ki, size bütün bunları yaptıran birileri var.

Onların tecrübeleri ise yüzyıllara dayanıyor.

Size gelinceye kadar daha nice fitneler tasarlayıp İslâm âleminin ve insanlığın başına belâ ettiler.

Lâkin yine de me’yus olmayın; sizin de bir birinciliğiniz var.

Siz, onların bugüne kadar başımıza sardıkları fitnelerin en büyüğüsünüz.

Bu kadar şeref de size yetsin artık!

1 YORUM

  1. Bize kalan aziz borç asırlık zamanlardan,
    Tarihi temizlemek sahte kahramanlardan…
    -Necip Fazıl Kısakürek-

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı yazın