Ana sayfa Kitaplar Basında Çıkanlar Yalancının mumu buraya kadar

Yalancının mumu buraya kadar

41
1

Risale-i Nur satışından nemalanan bazı çevrelerin bir süredir peş peşe uydurma haberlerle desteklemeye çalıştıkları “Risale-i Nur yasaklanıyor” iftirasının içyüzünü, Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi bugünkü yazısında özetledi.

 

Bandrol macerasının başlangıcını, mahiyetini ve bugünlere kadar gelişini anlatan Selvi’nin, “Risale-i Nur’un Bandrol Sorunu Çözülüyor” başlıklı yazısından:

Bediüzzaman Said Nursi’nin hayattayken basımının sağlandığı ve bizzat kendisinin aslına uygun olup olmadığını kontrol ettikten sonra, aslına uygun bir şekilde yayınlanmasını sağladığı Risale-i Nur külliyatı bir süredir, ciddi bir tehditle karşı karşıya…

O da Risale-i Nurların tahrifatı.

Risale-i Nurların tahrifatının başında da Fethullah Gülen geliyor.

Düşünün, üzerinde Mesnevi-i Şerif yazıyor. Altında Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ismi yer alıyor. Açıp okuyorsunuz bu Mesnevi, Mevlana’nın Mesnevisi değil. Ya da Üzerinde Kimya-yı Saadet yazıyor. Altında İmam Gazali’nin ismi yer alıyor. Okuyorsunuz, Kimya-yı Saadet değiştirilmiş. Eser, Mevlana’nın ya da İmam Gazali’nin yazdığı eser olmaktan çıkmış. Bu değişikliği yapan kişi, altına kendi ismini yazsa dersiniz ki, Mesnevi’den ya da Risale-i Nurlardan istifade ederek bir eser meydana getirmiş. Öyle değil. Eserin sadece kelimeleri değişmemiş, manası kaybolmuş, ruhu gitmiş. Fethullah Gülen’in anlayışına göre bir Risale-i Nur yazılmış ama altına Gülen’in değil, Bediüzzaman’ın ismi konulmuş. Eser sahibine yapılabilecek en büyük hakaret.

Risale-i Nurların çağları aşan bir özelliği var. Bu nedenle orijinalliğinin muhafaza edilmesi gerekiyor. Gülen grubunun yayına hazırladığı Risale-i Nurlarla, Medresetüzzehra grubununki farklı olursa, olur mu? Her anlayışa göre farklı bir Risale-i Nur külliyatları ortaya çıkar.

Sadece Gülen grubu değil, irili ufaklı birkaç yayınevi daha Risale-i Nurların tahrifatına kalkışınca Bediüzzaman’ın varisleri, Risale-i Nurların tahrif edilmesini önlemek için harekete geçiyor.

Risale Nurlar hakkında derin bir hürmete sahip olan ve kongre salonlarından, meydan mitinglerine kadar konuşmalarında Bediüzzaman Said Nursi’den referanslar veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Risale-i Nurlardaki tahrifattan ancak Bediüzzaman’ın talebelerinin ziyareti vesilesiyle haberdar oldu. İslâm âleminin dertleriyle dertlenen bir lider olması hasebiyle, İslâm âlemine emanet olan Risale-i Nurların tahrifatı karşısında rahatsız oldu. “Ağabey” diye hitap ettiği Bediüzzaman Hazretleri’nin talebelerine, ”Nasıl bir çözüm bulunmasını istiyorsunuz” diye sordu. Üstad hazretlerinin talebeleri o dönem Başbakan olan Erdoğan’ın talimatıyla Kültür Bakanı Ömer Çelik ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’la Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’le bir araya geldiler.

Bakanlar Ömer Çelik ile Yalçın Akdoğan entelektüel birikimleri, Diyanet İşleri Başkanı Görmez, İslami ilimlere olan derin vukufiyeti ile Risale-i Nur ve Bediüzzaman Said Nursi hakkında fikir sahibi insanlardı. İyi niyetli çabalara rağmen bu zaman zarfında Risale-i Nurların basımı ve yayınlanması konusunda bir aksaklık yaşandı. Risale-i Nurların basımı için Kültür Bakanlığı tarafından bandrol verilmesinin durdurulması sıkıntıya yol açtı. Türkiye’nin içinde bulunduğu 17-25 Aralık darbe girişimi ile yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin üst üste gelmesi nedeniyle bandrol sıkıntısı büyüdü.

Bu arada Risale-i Nurlarla ilgili konunun da için de yer aldığı torba yasa olarak tabir edilen yasal bir düzenleme yapıldı.

Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu Köşk’e çıktı, Başbakanlık görevini Davutoğlu üstlendi. Davutoğlu, Risale-i Nur sempozyumunda Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nurlar konusunda ilmi seviyesi fevkalade yüksek bir tebliğ sunacak kadar konuya vakıf bir isim.

Türkiye’nin içinden geçtiği seçim ve darbe girişimleri nedeniyle bandrol meselesi uzadı, mağduriyetler yaşandı, sürecin yönetiminde zaaflar oldu ama konu hiçbir zaman ihmal edilmedi.

Edindiğim bilgilere göre Risale-i Nurların basılması konusundaki çalışmalar son aşamaya geldi. Bandrol konusundaki mağduriyet gideriliyor. Bunun için “Bakanlar Kurulu kararı” çıkarılıyor. Bediüzzaman’ın eserleri üzerindeki hakların kullanılması Diyanet İşleri Başkanlığı’na devrediliyor. Risale-i Nur Külliyatı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basılacak. Bediüzzaman Hazretleri’nin hayallerinden biri böylece gerçekleşmiş olacak.

Ayrıca Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinin aslına uygun olmak kaydıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’nca veya Diyanet’in izin ve yetki verdiği kişi ve kuruluşlarca basılmasına izin veriliyor.

Burada Diyanet İşleri Başkanlığı, Risale-i Nurları asıllarına uygun olarak basacağı gibi, yine oluşturacağı bir kurulla bu eserlerin aslına uygun olarak basmak isteyen yayınevlerine de izin verecek. Mevcut durumda 27 yayınevi, Risale-i Nurları basım ve yayın faaliyetini yürütüyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kur’an-ı Kerim’le ilgili, ”Mushafları İnceleme Kurulu Başkanlığı” diye bir birimi var. Basılacak olan Kur’an-ı Kerimleri inceliyor, aslına uygun olanların basımına ve dağıtımına izin veriyor.

Ayrıca bir düzenleme daha getiriliyor.

Risale-i Nurların aslına uygun olarak yayınlanmasına riayet edilmediğinin tespit edilmesi halinde ise hukuki süreç başlatılması hükmü getiriliyor. Bu Risale-i Nurları tahrif edenlere yönelik bir müeyyide.

Çıkarılması beklenen Bakanlar Kurulu Kararı’nda eserlerin basımı ve satışından elde edilen gelirlerin bir kısmının Bediüzzaman’ın ve eserlerinin tanıtımı faaliyeti için kullanılması şartı getiriliyor.

***

Abdülkadir Selvi’nin Yeni Şafak’taki yazısının tamamı:

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/AbdulkadirSelvi/risale-i-nurlarin-bandrol-sorunu-cozuluyor/2006025

1 YORUM

  1. Hayda, şimdi Diyanet basmaya başlayınca Gülenizm’e nasıl malzeme çıkacak? Gerçi mesela “bordo” renkle basılsa, şunu diyebilirler: Devlet Kırmızı Kitaplar’ın rengini tahrif ediyor.. İyi, onlara da oyalanacak bir avuntu lazım.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı yazın