Aynı gün yayınlanan iki haber, ülkemizin çok yakın bir zamana kadar hayalimizden bile geçmeyen bir noktaya gelmiş bulunduğunu gösteriyor. Hayır mı, şer mi, bu konuyu okuyucularımızın takdirine bırakarak, bizi bugünlere kavuşturan yöneticilerimize derin saygılarla bu iki haberi sunuyoruz. Önce Hürriyet’teki haberi okuyalım:

İlkokuldan sonra eğitimini sürdürmeyen 16 yaşındaki K.A. ile askerden yeni gelen 23 yaşındaki İ.G.’yi aileleri evlendirmek için düğün davetiyesi bastırdı. Evlerinin önündeki düğünü gören ve kız çocuğunun yaşının küçük olduğunu bilen bir kişi 155 polis imdat hattını arayarak “Burada bir kız çocuğu yaşı küçük olmasına rağmen ailesi tarafından evlendiriliyor” diye ihbarda bulundu.

Bu ihbar üzerine Adana Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü ve Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Düğünü basan polis kız çocuğunun kimlik kontrolünü yaparak yaşının 16 olduğunu belirleyip düğünden aldı. Damat İ.G. ise küçük yaşta çocukla evlenmekten, damadın babası Ekrem G. çocuk gelin almaktan, kızın anne ve babası da küçük yaştaki kızlarını evlendirmek suçlamasıyla gözaltına alındı.

Polis merkezine götürülen aileler düğün yapmadıklarını, nişan yaptıklarını ileri sürerek, kız çocuklarını 18 yaşını doldurunca evlendireceklerini söyledi.

Kız çocuğu ise 2 yıldır İ.G.’yi sevdiğini kendi rızasıyla nişanlandığını belirterek, “İ.G. askerden geldi birbirimizi seviyoruz, ailem beni zorla evlendirmiyor ben kendi isteğimle nişanlanıyordum. Bugün zaten düğün yapmıyoruz nişanlanıyoruz, 2 yıl sonra düğün yapacağız” dedi.

Ancak polis davetiyenin üzerinde düğün yazdığını hatırlatması üzerine kız çocuğunun davetiyenin yanlış basıldığını söylediği öğrenildi. Ayrıca kız çocuğu devlet korumasını reddederek ailesine gitmek istediğini söyledi, ancak devlet kız çocuğunu savcılık kararıyla koruma altına alarak sevgi evlerine yerleştirdi.

Bkz. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-anda-kurtarilan-cocuk-gelin-dugunu-inkar-edince-polis-bunu-yapti-40973884

***

Şimdi de ikinci habere buyurun:

Kocaeli’deki Gebze Kadın Cezaevi’nde tutulan bir trans kadın mahpusun mamoplasti (meme büyütme) ameliyatını Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı karşılayacak.

Trans kadın mahpus, meme büyütme ameliyatı olabilmek için Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan rapor aldı. Raporda augmentasyon mamoplasti (meme büyütme) ameliyatının “estetik amaçlı olmayıp kişinin beden ve ruh sağlığı açısından bir gereklilik olduğu” belirtildi. Estetik amaçlı olmayan bir operasyon olduğu için ameliyatın kurum tarafından karşılanması gerekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlığı “bedence ruhça ve sosyal yönden tam iyilik hali” şeklinde tanımladığının hatırlatıldığı raporda; “genital organlarla ilgili ameliyat olsa da kadın fenotipinin (dış görünüşü) yalnızca genital organlardan ibaret olmadığı” vurgulandı.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden (CİSST) Hilal Başak Demirbaş, bu gelişmeye ilişkin KaosGL.org’a bilgi verdi. Uzun zamandır CİSST ve Kaos GL’den avukatlarla durumu takip ettiklerini belirten Demirbaş, “2014 yılında hak mücadelesi vererek Türkiye hapishanelerinde ilk cinsiyet uyum operasyonunu gerçekleştiren diğer trans mahpuslara da umut olan trans bu mücadeleyi sürdürmüş ve emsal bir kararın verilmesini sağlamıştı. Hapishanede bulunduğu süre içerisinde isim davasını da açarak kimliğini değiştirmiş ve yapmış olduğu başvurulardan sonra masraflarını üstlenerek epilasyona başlamıştı” dedi.

Demirbaş, trans kadın mahpusun Haziran ayında ellerine ulaşan mektubunda ise aldığı raporlardan sonra meme büyütme ameliyatı için başvurduğunu ve Adli Tıp Kurulunca BM kararlarına atıf yapılarak “estetik amaçlı olmayıp kişinin beden ve ruh sağlığı açısından gereklilik olduğu” kanaatine varıldığını ve bu operasyonun da devlet tarafından karşılanacağını söylediğini belirtti.

http://kaosgl.org/sayfa.php?id=26697

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here