اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
İnkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için
birdir; onlar iman etmezler.
Bakara, 2:6

♦♦♦

Küfür
  • örtme (çiftçi ve gece hakkında da kullanılır)
Kâfir
  • nimeti örten, hakkı inkâr eden

♦♦♦

Mü’min
  • inanılması gereken herşeye iman eden
Kâfir
  • inanılması gereken herşeyi inkâr etmesi gerekmez / Allah’ın ve Resulünün inanılmasını istediği şeylerden bir tanesini inkâr eden de “kâfir” sıfatını alır

♦♦♦

İnzar
  • korkulacak birşeyden sakındırma, uyarma

 

Peygamberler
  • hem müjdeleyici (beşîr, mübeşşir), hem uyarıcı (nezîr, münzir)

♦♦♦

Ey örtüsüne bürünen!
Kalk ve uyar.

Müddessir, 74:1-2

Biz peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı gönderdik — tâ ki, kendilerine peygamberler geldikten sonra, insanların artık Allah’a karşı öne sürecekleri bir bahaneleri kalmasın. Allah Azizdir, Hakîmdir.

Nisâ, 4:165

Kâfirler içlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesine şaştılar da “Bu ne acaip şey!” dediler.
“Ölüp de toprak olduktan sonra mı dirilecekmişiz? Ne uzak bir dönüş bu?”

Kaf, 50:2-3

Biz bu Kur’ân’ı senin dilinle indirdik ve kolaylaştırdık — tâ ki takvâ sahiplerini onunla müjdeleyesin, inatçı bir topluluğu da onunla uyarasın.

Meryem, 19:97

De ki: Ben sizi vahye dayanarak uyarıyorum. Fakat sağırlar, bir uyarıya muhatap olduklarında çağrıyı işitmiyorlar.

Enbiyâ, 21:45

♦♦♦

[Devam edecek]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here