İman ve İslâm ehline karşı, hangi mezhep ve meslekte olursa olsun, muhabbet ve kardeşliği esas alan Risale-i Nur, diğer din mensuplarına, özellikle Kitap Ehli olan Hıristiyan ve Yahudilere karşı da, onlardan bir düşmanlık söz konusu olmadığı müddetçe, barış yolunu tercih eder.

Bediüzzaman, İslâm âleminin, Kur’ân’ın dehşetli darbelerinden intikam besleyen muannid Yahudilerin ve bir kısım Hıristiyanların asırlarca hücumları karşısında kaldığına işaret eder. Bu arada, Anglikan Kilisesinin Müslümanları aşağılayıcı bir şekilde sorduğu altı suale “bir tükürük” ile cevap verir.

Fakat zamanımızda asıl büyük tehlikenin dinsizlikten geldiğine ve bu tehlikenin bütün dinleri tehdit ettiğine, hattâ Hıristiyanlığı mağlûp ettiğine de Risale-i Nur’da dikkat çekilir. Bu durum ise, eskiden ittihad-ı İslâma taraftar olmayan Hıristiyanları, eski düşmanlıklarını bırakmaya zorlamaktadır.

Diğer yandan, Hıristiyanlığın içinde de Teslis inancını reddeden ve Hıristiyanlığın aslına dönüşü amaçlayan cereyanlar da ortaya çıkmakta ve kuvvet kazanmaktadır.

Bunların yanı sıra, Âhirzaman hadiselerinden haber veren bir kısım hadis-i şerifleri de Bediüzzaman “Hıristiyanlığın saflaşarak İslâma tâbi olacağı” şeklinde yorumlar.

Bütün bunların muvacehesinde, Risale-i Nur’un Ehl-i Kitaba, özellikle Hıristiyanlara karşı tutumu,

– “kendilerinden düşmanlık görmedikçe onlara düşmanlık göstermemek,

– 12. Bölümde de geçtiği gibi, onları inançlarını tamamlamaya çağırmak,

– ortak düşman olan dinsizlik cereyanlarına karşı ihtilâf noktalarını muvakkaten bir kenara bırakarak işbirliği yapmak” şeklinde özetlenebilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here