يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ وَمَا يَخْدَعُونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَۜ
Güya Allah’ı ve iman edenleri aldatıyorlar! Oysa ancak kendilerini aldatıyorlar da farkına bile varmıyorlar.
Bakara, 2:9

♦♦♦

  • Münafıkların en büyük özelliği: aldatıcılık
  • Bu özellik – hâşâ – Allah’ı bile aldatmaya teşebbüs edecek seviyede
  • Yaptıkları işin insanları değil, Allah’ı aldatmaya teşebbüs etmek mânâsına geldiğini de anlamayacak kadar şuursuzlar
  • Gelecek âyetlerde görüleceği gibi, kıyamet gününde yalan yeminle Allah’ı aldatmaya da kalkışırlar!
  • Mü’minin feraseti, yalancılığı bu dereceye varmış olan münafıklara inanmaktan onu alıkoymalıdır

♦♦♦

Münafıklar güya Allah’ı aldatıyorlar! Oysa Allah onların hilelerini başlarına geçiriyor. Namaza kalktıklarında da onlar üşenerek ve insanlara gösteriş olsun diye kalkarlar; Allah’ı ise pek seyrek hatırlarına getirirler.
Arada bocalar dururlar. Ne onlara yâr olurlar, ne bunlara. Sen Allah’ın saptırdığı kimseyi kurtaracak bir yol bulamazsın.
Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri kendinize veli edinmeyin. Yoksa kendi aleyhinizde Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

Nisâ, 4:142-144

Onlar, halkı Allah yolundan alıkoymak için yeminlerini kalkan yaptılar. Bu yaptıkları, gerçekten pek kötü birşeydir.

Çünkü önce iman etmiş, sonra kâfir olmuşlar, ondan sonra da kalpleri mühürlenmiştir; artık birşey anlayacak durumda değillerdir.

Münafikun, 63:2-3

Onlar yeminlerini kalkan yaparak insanları Allah yolundan alıkoydular. Artık onlar için hor ve hakir edici bir azap vardır.
Ne malları, ne de evlâtları, Allah’a karşı onlara bir fayda verecek değildir. Onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.
Allah onların hepsini dirilttiği gün, şimdi size yemin ettikleri gibi, Allah’a da yemin ederler ve bununla kendilerine fayda verecek birşey yaptıklarını sanırlar. İyi bilin, onlar yalancıların tâ kendileridir.

Mücadele, 58:16-18

İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna gider. Üstelik kalbindekine Allah’ı şahit tutar. Oysa düşmanlıkta o pek yamandır!
Senin yanından ayrıldığında ise, memlekette fesat çıkarmaya, ürünleri ve nesilleri helâk etmeye koşar. Fakat Allah bozgunculuğu sevmez.
Ona “Allah’tan kork” dendiğinde de kibir ve gururu kabarır ve onu daha çok günaha sürükler. Onu ancak Cehennem paklar. Ne kötü bir yerdir orası!

Bakara, 2:204-206

Onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Onlar elbise giydirilmiş keresteler gibidir. Her gürültüyü aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır; onlardan sakın. Allah kahretsin onları, nasıl da dönüveriyorlar!

Münafikun, 63:4

♦♦♦

Âhir zamanda öyle adamlar çıkacak ki, dinlerini dünya için satacaklar; yumuşak görünmek için koyun postuna bürünecekler; dilleri şekerden tatlı, kalpleri ise kurt kalbi olacak.

Tirmizî, Zühd: 60

Dört huy vardır ki, bunlar kimde bulunursa halis münafıktır. Kimde bu huylardan birisi bulunursa, onu terk edinceye kadar kendisinde nifaktan bir haslet bulunmuş olur:

  • Emanet edildiğinde hıyanet eder
  • Konuştuğunda yalan söyler
  • Söz verdiğinde sözünden döner
  • Düşmanlıkta aşırı gider

Buharî, İman: 24; Müslim, İman: 106

♦♦♦

“Ancak kendilerini aldatıyorlar da farkına bile varmıyorlar.”

Âyetlerimizi yalanlayanları ise, hiç ummadıkları bir yönden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.
Ben mühlet veririm; tuzağım ise pek çetindir.

A’râf, 7:182-183

Bu sözü yalanlayanı Bana bırak. Onları ummadıkları yönden yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız.
Ben mühlet veririm; tuzağım ise pek çetindir.

Kalem, 687:44-45

İnkâr edenler, onlara mühlet verişimizi kendilerinin hayrına sanmasınlar. Biz onlara, günahlarını arttırsınlar diye mühlet veriyoruz. Sonunda onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Allah, habis olanla temiz olanı birbirinden ayırmadan, mü’minleri sizin şu andaki halinizde bırakacak değildir. Allah sizi gaybdan haberdar kılacak da değildir; bunun için Allah peygamberlerinden dilediğini seçer. Siz Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ödül vardır.

Âl-i İmrân, 3:178-179

Onlar tuzak kurup duruyorlar.
Ben de onların tuzaklarına karşı tuzak kuruyorum.
Onun için sen o kâfirlere mühlet ver; bir süre onları kendi hallerine bırak.

Târık, 86:15-17

♦♦♦

[Devam edecek]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here