وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِۙ قَالُٓوا اِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ

اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ

Onlara “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” dendiğinde,
“Biz ancak ıslah edicileriz” derler.
Dikkat edin, onlar müfsitlerin tâ kendisidir;
lâkin bunun şuurunda değiller.
Bakara, 2:11-12

♦♦♦

  • Fesad / ifsad / müfsid –  kâfir ve münafıkların sıfatı
  • Salâh / ıslah / muslih –  mü’minlerin sıfatı
  • Küfürden çevre problemlerine kadar bütün alanlar için geçerli kavramlar

♦♦♦

“Yeryüzünde fesat çıkarmayın”
  • Fesatlarının sirayet edici olduğuna işaret / bir beldede çıkan fesat, önü alınmadığı takdirde dünyanın başına dert olma istidadını taşır.
“… dendiği zaman”
  • Emr-i bilma’ruf ve nehy-i anilmünker vazifesinin yapıldığına işaret
“Biz muslihleriz”
  • Islahat bizim daimî vasfımız; bizim işimiz zaten ıslah etmek
“Şuurunda değiller”
  • Şuurdan dahi yoksunlar

♦♦♦

Senin yanından ayrıldığında (veya iş başına geçtiğinde), memlekette fesat çıkarmaya, ürünleri ve nesilleri helâk etmeye koşar. Fakat Allah fesadı sevmez.

Bakara, 2:205

Sana yetimlerden soruyorlar. De ki: Onların durumlarını ıslah etmek,
en hayırlısıdır. Onlarla bir arada yaşayacak olursanız, zaten onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah ise müfsidi muslihten ayırır.

Bakara, 2:220

Eğer Allah insanların kötülüğünü birbirinin eliyle savuşturmasaydı, yeryüzü fesada uğrardı (dünyada dirlik ve düzen kalmazdı). Lâkin Allah, âlemler üzerinde pek büyük lütuf sahibidir.

Bakara, 2:251

Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah o müfsitleri (Ehl-i Kitaptan kâfir olanları) hakkıyla bilir.

Âl-i İmrân, 3:63

Yeryüzü ıslah edildikten sonra orada fesat çıkarmayın. Allah’a korku ile ümit içinde dua edin. Şüphesiz ki Allah’ın rahmeti, muhsinlere pek yakındır.

A’râf, 7:56

Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. O da “Ey kavmim,” dedi. “Yalnız Allah’a kulluk edin; çünkü sizin ondan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden bir delil geldi. Ölçüyü ve tartıyı tam olarak yapın; halkın malını çalıp çırpmayın. Islah edilmiş bir ülkeyi de fesada vermeyin. Eğer inanmış kimseler iseniz, sizin için hayırlı olan budur.

A’râf, 7:85

İnkâr eden ve halkı Allah yolundan alıkoyanları, fesat çıkarıp durmaları yüzünden azap üstüne azapla cezalandıracağız.

Nahl, 16:88

Eğer hak onların heveslerine tâbi olsaydı, gökler, yer ve onlarda olanlar fesada uğrar giderdi. Aslında Biz onlara şereflerini getirdik; onlar ise kendilerine şeref vesilesi olacak şeyden yüz çeviriyorlar.

Mü’minûn, 23:71

Demek siz iş başına geçecek olsanız, memlekette fesat çıkaracak ve akrabalık bağlarını keseceksiniz, öyle mi?

Muhammed, 47:22

İşte bu yüzden Biz İsrailoğullarına buyurduk ki, kim bir cana kıymamış yahut yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de bir kimsenin hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibidir. And olsun, elçilerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; lâkin bundan sonra bile onların birçoğu hâlâ aşırılığa devam ediyor.

Allah ve Resulüne savaş açan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya uğraşanların cezası, öldürülmek veya asılmak, yahut el ve ayaklarının çaprazlamasına kesilmesi veya bulundukları yerden sürülmektir. Dünyada onların cezası böyle bir rezilliktir; âhirette ise onlar için büyük bir azap vardır.

Mâide, 5:32-33

İman eden, hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad eden kimseler ile onları barındıran ve onlara yardımcı olanlar birbirinin velisidirler. İman etmiş, fakat hicret etmemiş olanların ise, hicret edinceye kadar, velâyetleri size ait değildir. Ancak onlar din konusunda sizden yardım isterlerse, aranızda antlaşma bulunan bir kavme karşı olmamak şartıyla onlara yardım etmek üzerinize borç olur. Allah ise sizin bütün yaptıklarınızı görmektedir.
İnkâr edenler de birbirlerinin dostudur. Siz bunu yapmazsanız, yeryüzünde fitne çıkar ve büyük bir fesat meydan alır.

Enfâl, 8:72-73

İnsanların kendi elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Belki vazgeçerler diye, yaptıklarından bir kısmını Allah onlara böylece tattırıyor.

Rum, 30:41

Onların gizlice toplanıp fısıldaşmalarının çoğunda bir hayır yoktur — ancak bir sadakayı, bir iyiliği veya insanların arasını ıslah etmeyi teşvik eden kimse bundan müstesnadır. Bunu Allah rızası için yapana Biz pek büyük bir ödül vereceğiz.

Nisâ, 4:114

Keşke sizden önceki nesillerden, yeryüzünde fesadın önüne geçecek söz sahibi insanlar olsaydı! Lâkin, onlardan kurtuluşa erdirdiğimiz pek azı bunu yaptı. Zulmedenler ise daldıkları refahın peşine düştüler de mücrim olup çıktılar.
Yoksa Rabbin, ahalisi muslih kimseler olduğu halde beldeleri haksız yere helâk edecek değildi.

Hûd, 11:116-117

♦♦♦

“Müfsitlerin tâ kendileridir, lâkin şuurunda değiller”

Kötü işi kendisine süslenip de artık onu güzel bir iş olarak görmeye başlayan kimse de o mü’minler gibi olur mu? Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Onlar için kendini yiyip bitirme. Allah onların özene bezene yaptıkları işleri çok iyi biliyor.

Fâtır, 35:8

“Yaptıkları yüzünden en ziyade hüsrana düşenleri size haber verelim mi?” de.
Onların dünya hayatındaki çabaları boşa gitmiştir; öyleyken, çok iyi bir iş yaptıklarını sanmaktadırlar.

Kehf, 18:104

Kim Rahmân’ın zikrine karşı körlük ederse, Biz ona bir şeytan musallat ederiz de kendisine arkadaş olur.

Şeytanlar onları yoldan çıkarır; onlar ise kendilerini doğru yolda bilirler.

Zuhruf, 43:36-37

♦♦♦

[Devam edecek]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here