Risale-i Nur’un en önemli özelliği, siyasetten uzak bir iman hizmeti olmasıdır. Rejimin esaslarıyla iman esasları arasında çatışma söz konusu olduğu takdirde ise, Risale-i Nur hizmetinin durumu, ilmî bir muhalefetten ibarettir. Yani, bu durumu onaylamaz, onunla amel etmez; fakat bilfiil siyasete de girmez, idareye karışmaz, asayişi ihlâl edecek hareketlere ise hiçbir zaman tevessül etmez. (19 ve 21. Bölümlere bakınız.)

Bediüzzaman Said Nursî, mahkeme müdafaalarında, “bazı ilcaatın iktizasıyla muvakkaten kabul edilen bir kısım ecnebi kanunlarını fikren ve ilmen kabul etmediğini” belirtmiş, ancak “siyaseti ve hayat-ı içtimaiyeyi terk ettiğini” de hatırlatmıştır. Aynı şekilde, dünyayı dine tercih eden bir rejime taraftar olamayacağını da bildirmiştir. Ayrıca, Türkçe ezan ve Kur’ân okuma gibi zorlamaları kendi hususî mescidinde ve hususî ibadetinde uygulatma çabalarına yahut kıyafetine yapılan müdahalelere de boyun eğmemiş, böyle dayatmalara hiçbir zaman tâbi olmayacağını açıkça bildirmiştir.

Bu durum, “itaat etmemek, fakat isyan da etmemek, siyasete ise hiçbir surette karışmamak, sadece kendi iman hizmetini yürütmeye devam etmek” şeklinde bir uygulama ortaya çıkarmaktadır. Bediüzzaman, bu tavrını şu şekilde açıklar:

Rejimi reddetmek ne vazifemizdir, ne de kuvvetimiz var ve ne de düşünüyoruz ve ne de Risale-i Nur izin veriyor. Fakat biz kabul etmiyoruz, amel etmiyoruz, istemiyoruz. Red başka, kabul etmemek başkadır, amel etmemek daha başkadır.”

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here