ÜMİT ŞİMŞEK

– V –

Camiin duvarları yükselmeye başlamıştı.

Şantiyeye uğrayanlar, Sedefkâr Mehmet Ağayı avludaki bir taşın üzerine oturmuş, sağ elinde tesbih, sol elinde mimar arşını ile, Rabbini zikrederken buluyorlardı.

Birgün bir musiki üstadının yolu buraya düştü.

Ve üstad, gördükleri karşısında donakaldı.

Mimarın kullandığı mermerlerden her birinde, ayrı bir makamdan “Hû” zikri yankılanıyordu.

Mimar Mehmet Ağa bu taşları akıl sır ermez bir biçimde kestirip yerine yerleştiriyordu.

Sonra da, bütün bu mermerlerden, makamların tümünü seslendiren bir şaheser ortaya çıkıyordu.

Sedefkâr Mehmet Ağa, o güne kadar mimarlıkta, sedefkârlıkta, musikide, bahçıvanlıkta ve diğer alanlarda Allah’ın kendisine nasip ettiği her türlü bilgi ve beceriyi seferber etmiş, bir muhteşem camie dönüştürmekteydi.

[Devam edecek]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here