Meşhur 31 Mart hadisesi patlak verdiği zaman, Bediüzzaman Said Nursî isyan eden askerlere hitaben yaptığı konuşma ve gazetelerde neşrettiği makalelerinde onları isyandan vazgeçirmeye çalışmıştı. “Siz şeriat dersiniz, halbuki şeriate muhalefet ediyorsunuz” diyordu Bediüzzaman.

İsyan eden sekiz tabur, Bediüzzaman’ın bir nutkuyla isyandan vazgeçti. Fakat kurulan divan-ı harpte Bediüzzaman da isyancılarla birlikte yargılandı.

Divan-ı harp reisi, duruşma salonunun penceresinden görülen darağaçlarında asılı cesetleri işaret ederek “Sen de şeriat istemişsin” dediğinde, Bediüzzaman’ın cevabı şu oldu:

“Şeriatin bir hakikatine, bin ruhum olsa feda etmeye hazırım. Zira şeriat, sebeb-i saadet ve adalet-i mahz ve fazilettir. Fakat ihtilâlcilerin isteyişi gibi değil!”

Bunu, daha sonra İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi: Divan-ı Harb-i Örfî adıyla yayınlanacak olan tarihî bir savunma ve beraat kararı takip etti.

Bu tarihî müdafaanın başında yer alan şu tesbit, aradan tam bir asır geçmiş olmasına rağmen, hâlâ geçerliliğini koruyor ve siyaset sahnesinde değişen çok fazla birşey olmadığını gösteriyor:

“Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatini setr için başkasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here