Dünya hayatı, Risale-i Nur’da üç ayrı yüzüyle değerlendirilir. Bediüzzaman bu yüzlerden ikisinin güzel, birisinin çirkin bir yüz olduğunu söyler.

Dünyanın birinci yüzü, Allah’ın isimlerine bakan ve bir ayna gibi, İlâhî isimlerin rengârenk nakışlarını gösteren bir yüzdür. Bu yüzüyle dünya kendisini değil, Yaratanını gösterir.

İkinci yüzü, âhiretin tarlasıdır. İnsan burada ektiklerini, âhirette Cennet nimetleri olarak biçer. Sonsuz âhiret yurdu için ne kazanılacaksa, işte burada kazanılacaktır. Bu itibarla, dünyanın bu yüzü de birinci yüzü gibi güzel bir yüzdür ve muhabbete lâyıktır.

Dünyanın üçüncü yüzü ise, insanın heveslerine bakan, Allah’ı ve âhireti unutturan, ehl-i dünyanın oyun ve oyalanma yeri olan yüzüdür. Bu yüzü gelip geçicidir, aldatıcıdır, sonu ebedî ziyan ve pişmanlıklarla biten bir oyundur.

Kur’ân’ın, Hadisin ve hakikat ehli olan zatların tahkir ettiği yüzü, dünyanın işte bu üçüncü yüzüdür. Kur’ân’da “göklerin ve yerin âyetleri” olarak dikkat çekilen ve bir kitap gibi okunmaya davet edilen yüzü ise, birincisidir. Peygamberimizin Sahâbîleri de dünya işleriyle meşgul oldukları zaman, ya birinci yüzündeki ibret ve tefekkür levhalarını okumak, ya da Allah’ın emir ve yasakları çerçevesinde hareket ederek âhiretlerine azık hazırlamak şeklinde dünyaya yönelmişlerdir.

***

Sual: Diyorlar ki: Ehl-i velâyet ve ashab-ı kemalât, dünyayı terk etmişler. Hattâ hadîste var ki: “Dünya muhabbeti bütün hataların başıdır.” Halbuki Sahabeler dünyaya pek çok girmişler; terk-i dünya değil, belki bir kısım Sahabe, o zamanın ehl-i medeniyetinden daha ileri gitmişler. Nasıl oluyor ki, böyle Sahabelerin en ednâsına, en büyük bir veli kadar kıymeti var diyorsunuz?

Elcevap: Otuz İkinci Söz’ün İkinci ve Üçüncü Mevkıflarında gayet kat’î ispat edilmiştir ki: Dünyanın âhirete bakan yüzüyle, esma-i İlâhiyeye mukabil olan yüzünü sevmek sebeb-i noksaniyet değil, belki medar-ı kemaldir. Ve o iki yüzde ne kadar ileri gitse, daha ziyade ibadet ve marifetullahta ileri gider. Sahabelerin dünyası ise, işte o iki yüzdedir. Dünyayı âhiret mezraası görüp, ekip biçmişler. Mevcudatı, esma-i İlahiyenin aynası görüp, müştakane temaşa edip bakmışlar. Fena-i dünya ise, fâni yüzüdür ki, insanın hevesatına bakar.

— 27. Söz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here