وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقاًۙ قَالُوا هٰذَا الَّذ۪ي رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِه۪ مُتَشَابِهاًۜ وَلَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

İman edip amel-i salih işleyenleri müjdele: Onların, altından ırmaklar akan Cennetleri olacak. Ne zaman o Cennetlerden rızık olarak bir meyveyle rızıklanacak olsalar, “Bu tıpkı daha önce bize verilen rızık” derler. Çünkü onlara o nimetler benzer şekilde ikram edilmiştir. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Ve onlar orada ebediyen kalacaklardır.
Bakara, 2:25

♦♦♦

وَبَشِّر

“Müjdele”

  • Tehditten sonra tebşir / önceki tehditlerin mü’min ve amel-i salih sahipleriyle bir ilgisi yok

♦♦♦

Amel-i salih işleyenler

  • iman ile birlikte zikrediliyor
  • kalbî – bedenî – malî / hepsine şamil

♦♦♦

Herkes için, yaptığı işe göre, derece derece karşılıklar vardır. Çünkü Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.

En’âm, 6:132

♦♦♦

Rızık

  • aynı cümlede 3 defa zikrediliyor / dillerden düşmemesi gereken bu kavramın önemini gösterir
  • 22. âyet

♦♦♦

“Daha önce bize verilen rızık”

  • aynı değil, müteşabih
  • ilk görüşte meyletmeleri için
  • şeklen benzer (ülfet lezzeti) / tadları farklı
  • İbni Abbas (r.a.): Sadece isimleri benzer
  • “Daha önce” ile kastedilen şu da olabilir:“Az önce yedik­le­ri­miz tekrar yerlerine gelmiş”
  • Dünyadaki rızık: amel-i salih

♦♦♦

كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا

  • usanma yok

♦♦♦

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler iman eder ki, o âyetlerle kendilerine öğüt verildiğinde hiç büyüklenmeksizin secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.

Yataklarından kalkıp korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de bağışta bulunurlar.

Yaptıklarının karşılığında onlar için göz aydınlığı olacak ne mükâfatlar saklandığını hiç kimse bilemez.

Mü’min olan kimse, yoldan çıkmış olana benzer mi hiç? Onlar bir olmazlar.

Secde, 32:15-18

Ben salih kullarıma öyle nimetler hazırladım ki, ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de bir beşerin hatırına gelmiştir.

Buhârî, Tefsir 32:1

♦♦♦

Tertemiz eşler

  • maddî ve manevî bütün kirlerden arınmış

♦♦♦

O gün takvâ sahiplerinden başka bütün dostlar birbirine düşman kesilir.
Ey kullarım, ne bir korku vardır bugün size, ne de üzülürsünüz.
Onlar, âyetlerimize iman etmiş ve hakka teslim olmuş kimselerdir.
Siz de, eşleriniz de, sevinç içinde girin Cennete.
Etraflarında altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canların çektiği, gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebediyen kalacaksınız.
Yaptıklarınız sayesinde sizin vâris kılındığınız Cennet işte budur.
Orada sizin için bol bol meyveler vardır; ondan yersiniz.

Zuhruf, 43:67-73

♦♦♦

وَهُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Cennet ehli Cennete girdiği zaman, bir nida edici onlara şöyle seslenir:
Artık sonsuz bir hayatınız var; asla ölmeyeceksiniz.
Hep sağlıklı olacaksınız; hiç hastalanmayacaksınız.
Sonsuz bir gençliğiniz var; asla yaşlanmayacaksınız.
Hep safâ süreceksiniz; asla üzülmeyeceksiniz.

Müslim, Cennet: 22

♦♦♦

[Devam edecek]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here