كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ اَمْوَاتاً فَاَحْيَاكُمْۚ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Nasıl olur da Allah’ı inkâr edersiniz ki, siz cansız iken O size can verdi.  Sonra O sizi öldürür; sonra yine diriltir; sonra da Onun huzuruna dönersiniz.
Bakara, 2:28

♦♦♦

Hiçbir hakkı olmadığı halde insanoğlu Beni yalanlamaya kalktı, hiçbir hakkı olmadığı halde Bana hakaret etti.
Beni yalanlamaya kalkması, onu yeniden diriltip aynen yarata­maya­cağımı iddia etmesidir.
Bana hakaret etmesi ise, Benim bir oğlum olduğunu iddia etmesidir. Ben Kendimi eş veya evlât edinmekten tenzih ederim.

Buharî, Tefsir 2:8

♦♦♦

İnsanın cansız hali ve ilk yaratılışı

Sizi topraktan yaratması da Onun âyetlerindendir. Sonra siz birer beşer olarak yeryüzüne yayılırsınız.

Rum, 30:20

Allah sizi önce topraktan, sonra bir damla sudan yarattı, sonra da sizi çiftler haline getirdi.

Fâtır, 35:11

♦♦♦

İlk yaratılış, ölüm, ikinci yaratılış / Öldüren de Allah

Size hayat veren, sonra öldüren, sonra tekrar dirilten de Odur. İnsan ise, doğrusu, pek nankördür.

Hacc, 22:66

Sizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra öldüren, sonra da dirilten Allah’tır. Şerikleriniz arasında bunlardan herhangi birini yapabilecek birisi var mı? O her kusurdan münezzeh, onların ortak koştukla­rın­dan da yücedir.

Rum, 30:40

Hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye sizi imtihan etmek için ölümü de, hayatı da yaratan Odur. Onun kudreti herşeye üstündür; O çok bağışlayıcıdır.

Mülk, 67:2

De ki: Sizi Allah yaşatır, sonra öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde toplar. Lâkin insanların çoğu bunu bilmiyor.

Câsiye, 45:26

De ki: Ey insanlar! Eğer benim dinimden bir kuşkunuz varsa, ben sizin Allah’tan başka kulluk ettiklerinize kulluk etmem; ancak sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Zira ben mü’minlerden olmakla emrolundum.

Yunus, 10:104

De ki: Sizin için görevlendirilen ölüm meleği sizi öldürür; sonra da Rabbinizin huzuruna çıkarılırsınız.

Secde, 32:11

♦♦♦

İnsanın yaratılış ve ölümü
  • Cansız hali: toprak (Hz. Âdem) / cansız maddeler
  • Birinci hayatı: dünya hayatı
  • Ölümü: kabir hayatı
  • İkinci hayatı: âhiret hayatı

Biz sizi topraktan yarattık; sonra ona döndürür, sonra bir kere daha ondan çıkarırız.

Tâhâ, 20:55

Melekler ruhu alır almaz Cennet elbisesine ve kokularına sararlar. Öyle ki, o ruhtan, yeryüzünde bulunabilecek en güzel kokular yayıl­maya başlar. Melekler onunla yükselirken, yanlarından geçtikleri melek toplulukları “Bu güzel koku da ne?” diye sorarlar. Onlar da “Bu filân oğlu filândır” diye, dünyada iken anıldığı en güzel isimlerle onu tanıtırlar.
Dünya semâsının sonuna geldiklerinde kapının açılmasını isterler ve onlara semâ kapıları açılır. Her semâ katından, böylece bir sonraki semâya uğurlanırlar. En sonunda yedinci semâya geldiklerinde Yüce Allah buyurur ki:
“Kulumu İlliyyûn’a kaydedin ve tekrar yeryüzüne götürün. Zira Ben onları topraktan yarattım; sonra ona döndürür, sonra bir kere daha ondan çıkarırım.”
Bunun üzerine melekler onun ruhunu tekrar cesedine getirirler.

Müsned, 4:287

♦♦♦

Geri dönüş yok

“Rabbimiz,” derler. “Bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin. Şimdi günahlarımızı itiraf ediyoruz. Şimdi bir çıkış yolu yok mu?
Onlara denir ki: Siz şunun için bu hale düştünüz: Allah’a bir olarak iman etmek için çağrıldığınızda inkâr ediyor, Ona ortak koşulunca inanıyordunuz. Artık hüküm, pek yüce ve pek büyük olan Allah’ındır.

Mü’min, 40:11-12

Ateşin karşısında durdurulduklarında “Ne olurdu, dünyaya geri gönderilseydik de Rabbimizin âyetlerini yalanlamayıp mü’minlerden olsaydık” derken onları bir görsen!
Aslında onların daha önce gizlemekte oldukları şey ortaya çıkmıştır. Yoksa, dünyaya geri gönderilecek olsalar bile, yine kendilerine yasaklanmış şeylere dönerlerdi. Onlar besbelli yalan söylüyorlar.
Bir de “Bu dünyadaki hayatımızdan başka hayat yok; biz tekrar diril­ti­le­­cek değiliz” demişlerdi.
Sen onları Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah “Bu gerçek değil miymiş?” buyurur. “Evet,” derler, “Rabbimize and olsun ki gerçekmiş.” Allah buyurur ki: “İnkâr edip durduğunuz için şimdi tadın bakalım azabı!”

En’âm, 6:27-30

Cehennemde çekişip dururken derler ki:
“Allah’a yemin olsun, apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
“O vakit sizi Âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.
“Fakat bizi o mücrimler saptırdı.
“Şimdi ne bir şefaatçimiz var bizim,
“Ne de candan bir dostumuz.
Ne olur, bir fırsatımız daha olsa da mü’minlerden olsaydık!”
İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Rabbin ise hem Azizdir, hem Rahîm.

Şuarâ, 26:96-104

Hiç farkında olmadığınız bir sırada azap ansızın gelip çatmadan önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun.
Tâ ki, öyle bir gün geldiğinde, kişi “Allah’a karşı işlediğim kusurlar yüzünden yazıklar olsun bana ki alay edenler arasındaydım!” demesin.
Veya “Allah bana hidayet verseydi ben de sakınanlardan olurdum” demesin.
Veya azabı gördüğünde, “Keşke elime bir fırsat daha geçse de iyilik yapanlardan olsam” demesin.
Heyhat! Sana âyetlerim gelmişti de sen büyüklük taslayıp yalanlamış ve kâfirlere katılmıştın.

Zümer, 39:55-59

♦♦♦

  • İnanmamız gereken konular, Kur’ân ve Hadiste açık ifadelerle tekrar tekrar bize anlatılmıştır.
  • Reenkarnasyon gibi hurafeler asla Kur’ân ve Hadiste haber verilmemiştir.
  • Yeniden dünyaya dönüşün mümkün olmadığını ise birçok âyet açıkça ve defalarca bize bildirmiştir.

♦♦♦

Ona dönmek: Onun huzurunda toplanmak
جمع – رجع – حشر – بعث – وقف

İnsanların ve cinlerin hepsini huzurunda topladığı gün Allah “Ey cinler topluluğu, siz insanlardan pek çok kimseyi baştan çıkardınız” buyurur. Onların insanlar arasındaki dostları “Rabbimiz,” derler. “Biz birbirimizden yararlanarak Senin bize takdir ettiğin ecelimize eriştik.” Allah buyurur ki: Sizin yeriniz ateştir. Allah’ın diledikleri müstesna, hepiniz orada sürekli kalacaksınız. Muhakkak ki senin Rabbin her işi hikmetle yapan, herşeyi hakkıyla bilendir.

En’âm, 6:128

Allah onları huzurunda topladığı gün, dünyada sanki gündüzün az bir vakti kadar kalmış gibidirler ve birbirlerini tanımaktadırlar. Allah’a kavuşmayı yalan sayıp da doğru yolu bulamayanlar ise hüsrana düşmüşlerdir.

Yunus, 10:45

O mücrimleri Rablerinin huzurunda başlarını önlerine eğmiş halde bir görsen! “Yâ Rabbi, gördük ve işittik,” derler. “Artık şeksiz şüphesiz iman etmiş bulunuyoruz. Şimdi bizi geri gönder de güzel işler yapalım.”

Secde, 32:12

İnkâr edenler, “Ne bu Kur’ân’a inanırız, ne de ondan öncekilere” dediler. Sen o zalimleri Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman bir görsen! Birbirlerine söz yetiştirmektedirler. Güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara derler ki: “Siz olmasaydınız biz mü’min olmuştuk.”

Büyüklük taslayanlar da güçsüzlere derler ki: “Siz doğru yolu buldunuz da biz mi sizi yoldan çevirdik? Siz kendiniz mücrim olup çıkmıştınız.”

Güçsüzler ise büyüklük taslayanlara “Gece gündüz işiniz düzen­bazlıktı,” derler. “Böylece, Allah’a nankörlük edip de başkalarını ona denk tutmamızı emrediyordunuz.” Azabı gördüklerinde, için için pişmanlık duymaktadırlar. Biz ise o kâfirlerin boyunlarına boyun­durukları geçirmişizdir. Onlar yaptıklarından başka birşeyle mi cezalanıyorlar?

Sebe’, 34:31-33

♦♦♦

[Devam edecek]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here