İhtiyarlık, hayat merhaleleri içinde, insanın İlâhî rahmete en yakın olduğu bir konumdur. Bediüzzaman, bu durumu, “ebedî bir gençliğin kapısında olmak” şeklinde tanımlar. Bu dünyada iman ile geçirilmiş bir ömrün sona ermesi, ebediyen sürüp gidecek ve hiç yıpranmayacak bir gençliğin başlaması demektir.

Gerçi ihtiyarlıkta dünya hayatı itibarıyla birtakım sıkıntılar da kendisini göstermeye başlar. İnsan güçsüzleşir ve âcizleşir. Güçsüzlük ve âcizlik ise, Allah’ın rahmetini celb eden en tesirli vasıtalardır. Herşeyden âciz bir bir yavru hakkında hayret verici bir şekilde cereyan eden sırr-ı rahmet, acz ve zaaf itibarıyla çocuklara benzeyen ihtiyarların imdadına da öylece yetişir. Ve onların rızıklarını bereket suretinde gönderir. Onların hürmetine, belâları geri çevirir. Onların dergâh-ı İlâhîye açılmış ellerini boş çevirmez.

Bediüzzaman, İhtiyarlar Risalesi adını verdiği Yirmi Altıncı Lem’ada, çilelerle dolu hayatından son derece canlı nümuneler sunarak, ihtiyarlığı, ehl-i iman için müjdelerle dolu bir hayat safhası olarak tasvir eder. O derece ki, “imandan ve Kur’andan imdada yetişen kudsî teselliler ile bu ihtiyarlığımın en sıkıntılı bir senesini, gençliğimin en ferahlı on senesine değiştirmem” der. Ve bütün ihtiyarlara aynı tavsiyeyi yapar:

“Ben ihtiyarlığımdan razıyım, siz de razı olmalısınız.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here