Risale-i Nur’un Kur’ân’a dayanarak gençliğe gösterdiği hedef de, ihtiyarlarda olduğu gibi, “ebedî bir gençlik”tir. Zira gençlik de bu dünyadaki herşey gibi bir fırsattan ve bir sermayeden ibarettir; sonsuz bir hayatta meyvelerini tattırmak üzere insanın eline verilmiştir.

Herşey gibi, gençlik de gidecek, giderken maddî lezzetlerini de beraberinde alıp götürecektir. Ancak Allah’ın çizdiği sınırlar içinde yaşanmış, hayırda kullanılmış, “âhiret ticareti” için harcanmışsa, giden gençliğin meyveleri onun yerinde bâkî kalacak ve ebedî hayatta bir gençlik kazanılmasına vesile olacaktır. Başta Kur’ân olmak üzere bütün semâvî fermanların müjdelediği bu hakikati, Bediüzzaman şu sözleriyle gençlere hatırlatır:

“O şirin, güzel gençlik nimetine istikametle, taatle şükretse hem ziyadeleşir, hem bâkileşir, hem lezzetlenir. Yoksa hem belâlı olur, hem elemli, gamlı, kâbuslu olur, gider. Hem akrabasına, hem vatanına, hem milletine muzır bir serseri hükmüne geçirmeye sebebiyet verir.”

Risale-i Nur Külliyatının içinden özellikle gençleri ilgilendiren bahislerden yaptığı bir derlemeyi, Bediüzzaman “Gençlik Rehberi” adı altında neşretmiştir. Esas itibarıyla Risale-i Nur’un hitabı gençler üzerinde öylesine derin bir etki bırakmıştır ki, bu hizmetin ilk yıllarından itibaren Bediüzzaman’ın etrafında kenetlenen ve bu iman dâvâsı için herşeyini göz kırpmadan feda eden insanların en önemli bölümünü lise ve üniversite gençleri teşkil etmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here