Şuur sahibi sayısız mahlûkatını birbiriyle konuşturan, onlara binlerce tür dilleri ilham eden, onları birbiriyle anlaştıran, onların sözlerini ve seslerini bilip işiten ve onların dualarına fiilen cevap veren sonsuz hikmet sahibi Yaratıcının konuşmaması mümkün müdür?

O, hiç şüphesiz, fiilen konuştuğu ve sayısız kullarının sayısız dualarına gökten ve yerden nimetleriyle cevap verdiği gibi, kavlen de konuşacaktır. Nitekim insana konuşma ve anlama nimetinin verilmesindeki asıl hikmet, Rabbinin konuşmasına muhatap olmaktan ibarettir.

İşte, peygamberler vasıtasıyla insanlara gönderilmiş olan kitaplar ve sahifeler, Onun konuşmalarıdır.

Yüce Allah, insanlara doğru yolu o kitaplarla göstermiş, neye ve nasıl inanacaklarını ve dünya ve âhirette kurtuluşa nasıl ereceklerini o kitaplarla bildirmiştir.

En son olarak da, insanlık belli bir anlayış seviyesine ulaşınca, bütün semavî kitapların esaslarını kendisinde toplayan ve dinin hakikatlerini en üst mertebede ders veren Kur’ân’ı indirmiştir.

Kur’ân’ın muhataplarına da, bizzat bu kitaba inandıkları gibi, daha önce indirilen kitaplara da inanmalarını emretmiştir.

Kur’ân ise, bir yandan kendisinden önce indirilen kitapları tasdik ederken, bir yandan da, onlara insan eliyle karışan tahrifatı tashih etmiş, ihtilâflı konuların doğrusunu açıkça bildirmiştir. Böylece, gayb âlemlerine nüfuz eden nazarıyla, bütün o kitapların fevkinde mazi ve müstakbeli gördüğünü bütün ümmetlere göstermiş, bütün semâvî kitapları indirenin kelâmı olduğunu âleme ispat etmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here