Bediüzzaman’a göre, güneş için ışık ne ise, Ulûhiyet için de peygamberler odur. Güneş nasıl kendisini ışığıyla ilân ediyorsa, kâinatta eserlerini sergileyen bir Ulûhiyet de, bütün bunları aydınlığa çıkaracak ve kâinatın ne anlama geldiğini şuur sahiplerine bildirecek olan elçilerini gönderecektir. Bu elçilere peygamberler diyoruz.

Peygamberler, iman esaslarında aynı mesajı getirmekle birlikte, zamanlarının ve ümmetlerinin durumlarına göre teferruatta farklılaşabilen şeriatler getirmişlerdir. Bediüzzaman bu durumu, farklı İlâhî isimlerin başka başka tecellîler istemesiyle açıklar. Böylelikle, farklı ümmetleri farklı terbiyeler altında yetiştirmek ve onların her birini belli isimlerinin tecellîlerine mazhar kılmak suretiyle, insan neslinden pek çok çeşitli mahsulât aldırmıştır.

Nihayet insanlık tek bir peygamberin şeriati altında toplanabilecek seviyeye geldiğinde, daha önce gönderilen bütün peygamberlerin müjdelediği Âhirzaman Peygamberi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm gelmiş ve insanlığa kıyamete kadar bâki olacak dini getirmiştir.

Bu itibarla, İslâmiyet, daha önceki bütün dinlerin bütün güzelliklerini kendisinde toplamış, Müslümanlar da bütün peygamberleri ve onların getirdiklerini Âhirzaman Peygamberinin vasıtasıyla öğrenmiş ve hepsine birden iman etmiş olmaktadırlar. Bediüzzaman, bu durumun Müslümanları çok farklı bir konuma getirdiğine işaret eder:

“[Başka dinlerin mensupları] onlar bir Peygamberi inkâr etse, diğerlerine inanabilirler. Peygamberleri bilmese de, Allah’a inanabilir. Bunu da bilmezse, kemalâta medar bazı seciyeleri bulunabilir. Fakat bir Müslüman, en âhir ve en büyük ve dini ve daveti umumî olan Âhirzaman Peygamberi Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr etse ve zincirinden çıksa, daha hiçbir peygamberi, hattâ Allah’ı kabul etmez. Çünki bütün peygamberleri ve Allah’ı ve kemalâtı onunla bilmiş. Onlar onsuz kalbinde kalmaz. Bunun içindir ki, eskiden beri her dinden İslâmiyete giriyorlar. Ve hiç bir Müslüman, hakikî Yahudi veya Mecusî veya Nasranî olmaz. Belki dinsiz olur, seciyeleri bozulur; vatana, millete muzır bir halete girer.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here