Bütün ibadetlerin fihristi hükmündeki namazın anlamı, hikmeti ve insana iki dünyada kazandırdıkları, Risale-i Nur’da etraflıca ele alınır. Bu bahisler sadece konuya açıklık getirmekle kalmaz, aynı zamanda, okuyucunun ruhuna ve kalbine de hitap etmek ve namazın dünya hayatındaki neticelerini de göstermek suretiyle, namaza karşı bir şevk uyandırır.

Risale-i Nur’un münhasıran namaza dair olan bahislerinden Üçüncü ve Dördüncü Sözler, herkesin rahatça anlayabileceği temsiller ve canlı tasvirlerle, ibadetin ve özellikle namazın önemini anlatır, namaz kılan ve kılmayan kimselerin kazanç ve kayıplarını karşılaştırır. Ve açıkça gösterir ki, ruhun, kalbin ve aklın rahatı namazdadır; âhiret saadeti gibi dünya saadetinin dahi anahtarı Allah’a ibadettedir.

Dokuzuncu Söz, “Niçin namaz belirli beş vakitte kılınıyor?” sorusuna cevap verirken, okuyucuyu kâinatın ve hayatın bütün safhalarında dolaştırır, âlemlerdeki İlâhî tecellîler karşısında hayretten hayrete düşürür, bu dünya üzerinde gelip geçici küçük ve âciz bir varlık olan insanı Yer ve Gökler Rabbine muhatap mertebesine yükseltir ve Onunla bâkî bir sohbete kavuşturur ve ona sadece bedeniyle değil, bütün varlığıyla birden şükran secdeleri ettirir.

Yirmi Birinci Söz, namazın hergün tekrar tekrar kılındığı için usanç vereceği vesvesesini cevaplandırırken, bir yandan da, namaz kılan kimsenin dünyaya ait çalışmalarının da güzel bir niyetle ibadet hükmüne geçeceğini müjdeler. Bu suretle, günün yirmi dört saatinden sadece bir saatini ihtiyat akçesi olarak bir seccade üzerine atan kimsenin, bu bir saatlik ibadet ile bütün dünyasının aydınlanacağını ve bütün hayatının ibadet hükmüne geçebileceğini müjdeler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here