Hac ibadeti, Dünya adı verilen gezegenin, Yer ve Gökler Rabbine karşı kulluğunu küllî ve kapsamlı bir ubudiyetle bütün âleme ilân ettiği muhteşem bir merasim ve bir kutlu bayramdır. Bu bayramda, her bir mü’min, velâyet mertebelerinin tamamını kat etmiş en büyük bir evliya gibi, küllî bir mertebede ubudiyet sırrına mazhar olur. Hac anahtarıyla gözünün önüne serilen o âlemlerdeki tecellîler, öylesine geniş ve azametli manzaralar tasvir eder ki, bu manzaraların verdiği hayret, hararet, dehşet ve heybet, ancak tekrar tekrar “Allahu ekber, Allahu ekber” haykırışlarıyla teskin edilebilir. Yeryüzünün Allah’a olan kulluğunu böyle azametli mertebeler halinde sunması, yine bu “Allahu ekber”ler ile bütün âleme ilân edilir. Hacda tekbirlerin pek çok tekrarlanması işte bu sebeptendir.

İslâmî şeairin en büyüklerinden olan haccın ehemmiyeti, ihmal kaldırmayacak kadar büyüktür. Bediüzzaman, Müslümanların birbiriyle tanışması, aralarında fikir birliğinin sağlanması, yardımlaşma ve işbirliğinin gerçekleşmesi gibi hususları haccın en önemli hikmetleri arasında sayar. Ve haccı ve ondaki hikmeti ihmal etmenin İlâhî gazap ve kahrı celb edeceğini söyler. Nitekim İslâm âleminin içine düştüğü felâketler bu yüzden başa gelmiş, milyonlarca ehl-i İslâmın birbirleri ve İslâmiyet aleyhinde kullanılmaları bu suretle mümkün olabilmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here