İki hafta önce Hz. Hamza’yı banka kurtarmaya göndermişti; şimdi daha kalabalık bir toplulukla cemaatini sahil-i selâmete çıkarıyor.

Bu defa Hz. Ali ve Zülfikar’ı var. Bediüzzaman ve Âyetü’l-Kübrâ’sı var. Abdülkadir Geylânî var. Ve tabii, bir de hocaları! Hep beraber, bir ucundan diğerine uçakla 18 saatte gidilen bir gemide, kurtuluşa (!) doğru gidiyorlar!

Ayrıntıya girmeyelim, çok merak eden olursa http://www.zaman.com.tr/abdullah-aymaz/mujde-mesajlari_2279337.html bağlantısından okuyabilir.

Bu zat, yıllar boyu Hz. Hızır kıssalarıyla alttan alta cemaat mensuplarının zihnine “Peygamberde olmayan ilim bazılarında olabilir” fikrini işleyen ve “Ebu’l-Hurâfât” unvanına bihakkın liyakat kazandığında artık şüphe kalmayan zât-ı muhteremin tâ kendisi.

Yine uydurulmuş rüyaları peş peşe sıralıyor, yine – eskisi kadar çok olmasa da – bir kısım insanlar huşû ve gözyaşları içinde bunları okuyor ve aşka gelip kendilerine dikte ettirilen şeyleri yapıyorlar.

“Bu kadar da uydurulabilir mi? Ya gerçek payı varsa?” gibi kuruntulara kapılacak olanlar için hatırlatalım:

Peygamberimizin lehviyat meclislerinde tecessüm ettiğini ve bunu pek çok kimsenin gördüğünü iddia eden, bizzat hocaları değil miydi?

Yine Peygamberimizden “Tweet’leri katlayın” emrinin ulaştığı (!) haber verilince “Buyurduğu gibi yaparsınız” talimatını veren de hocalarından başkası mıydı?

Artık herkes biliyor ki, bu cemaatte işler hep böyle yürümüştür ve böyle yürüyor.

Hangi yöntemle bu çukura saplandılarsa, aynı yöntemle oradan kurtulmaya çalışıyorlar.

Çok şükür, büyük bir kitle artık oyunun farkına vardı. Fakat hâlâ dumanın tesirinden kendilerini kurtaramayanların var olduğu da bir başka gerçek…

Onun için, ara sıra bu tür zırvaları hatırlatmakta fayda mülâhaza ediyoruz:

Sıkıştıkları zaman Risale-i Nur’u, Üstad’ı ve talebelerini istismar ederek sempati toplamaya çalışanların gerçekte Nur’un mesleğinden ne kadar uzakta olduğunu herkes görsün diye.

Bir de, şu uydurulanlara ve onlarla kandırılanların haline bakın, bakın da Allah’ın size ihsan etmiş olduğu akıl ve hidayet nimetine tekrar tekrar şükredin diye!

1 YORUM

  1. İslam’ın karşılaştığı ilk zihni fitnelerden biri ne oldu? İsrailiyat, muharref bir dinin haber ve hikayeleri, ihtida eden Beni İsrail ile İslam’a dühul etti. Kur’an hakikatleriyle terbiye olan ilk Müslümanların arasına bir damar bularak girdi ve ihtida eden Yahudiler misüllü sahih ve makbul sayıldı Ve neticede birçok şüphe ve şeklere sebebiyet vererek epey zarar verdi. İslam cemiyetinin gerilemesinde büyük tahribat yapıp sapıklığa sebep oldu. Evet ahir zamanda bir tecdid hareketi olan Risale-i Nur da benzer bir hadiseyle karşılaştı. Risale-i Nur’u anlamayan, okuduğunu yine Risale-i Nur’un hakikatleriyle kavrayamayan zihinler gitti İsrailiyata sarıldı. Tarih tekerrür etti. Ve Nur’un daha ikinci safhasında zihinleri bulandırılmaya başlandı. İşin ilginç tarafı diyalog adına Yahudiye’ye meczubane muhabbet gösterenler bir nevi Beni İsrailmeşrep olup, 1400 yıl öncesi tahribatı hortlattılar. Risale-i Nur’un Kur’an’dan tereşşüh eden hakikatleri, zülumatlı hikayat-ı İsrail’e tatbik ederek fikir diye yutturmaya kalkıştılar. Tarik-i müstakimde türlü türlü zikzaklar çize çize ilerlediler. Fikriyatta, finansta, fünun-u diniyede. Bir gün geldi. “Kur’an Yahudileri lanetlememiştir” demeye kadar işi vardırdılar. Hz. Peygamberi çocuk gazinosuna da getirdiler, arştan yere de indirdiler, şehid amcaya da banka kurtarttılar ve yetmedi batan gemiyi Allah’ın aslanına kurtartmaya kalkıştılar. Anlaşılan deccaliyetin İsrailiyat kolunu kesmenin zamanı geldi. Zülfikar’a gene iş düştü.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here