refet-barutcu

Refet Barutçu

(1886 – 1975)

Emekli Yüzbaşı. Beykozlu bir “İstanbul beyefendisi.” Sualleriyle pek çok meselenin Üstad tarafından açıklanmasına vesile oldu; bir kısım risaleler onun sualleri üzerine telif edildi. Eskişehir, Denizli ve Afyon hapislerinde Bediüzzaman ile beraber bulundu. Emekliliğinden sonra Beşiktaş Vişnezade Camiinde imamlık yaptı.

***

“Aklen Hulûsi, kalben Sabri, vicdanen Hüsrev”

Refet Bey, Bediüzzaman’ın adına, ilk olarak, 1921 yılında Sahaflarda eline geçen bir kitapta rastladı. Abdurrahman Nursî tarafından yazılan ve Üstadı anlatan bu kitabı o gece okuyup bitirdiğinde, Refet Bey, “kurtarıcı bir ruhla karşı karşıya olduğunu” anlamıştı.

Bu hadiseden on yıl kadar sonra Bediüzzaman’ın Barla’da olduğunu işitince, Refet Bey soluğu orada aldı. O ziyaretten sonrası, Risale-i Nur’a adanmış bir ömür idi artık. O Üstad ile hayatının gaye ve mânâsını bulmuş; Üstad ise onda üç mühim talebesinin özelliklerini görmüştü. Ondan gelen bir mektubun başına, Üstadın eklediği takdim cümlesi:

“Şu fıkra aklen Hulûsi, kalben Sabri, vicdanen Hüsrev hükmünde olan Refet Beyin mektubudur.”

***

“Bir Üstadın, bir kardeşin, bir dostun”

Bediüzzaman’dan Refet Beye: “Sizin gibi ciddî kardeşleri bu gurbet memleketinde bulduğumdan, burası benim için hakikî bir vatan hükmüne geçti, hakikî vatanımı unutturdu. Siz beni bulduğunuzdan bin şükretseniz, ben sizi bulduğumdan dolayı bin şükrediyorum.”

***

Bediüzzaman’dan Refet Beye: “Senin bende bir üstadın, bir kardeşin, bir dostun var. Üstadını her risale içinde görüp görüşürsün. Kardeşini sabah akşam dergâh-ı İlâhîde manen ve hayalen o seni dua ile gördüğü gibi, sen de onu o suretle görebilirsin.”

***

Üstadın Refet Beye yazdığı mektuplardaki hitap cümlelerinden birkaçı:

Aziz, sıddık, ciddî, samimî âhiret kardeşim ve hizmet-i Kur’âniyede çalışkan bir arkadaşım Refet Bey / Ciddî, sıddık, dikkatli, hakikatli kardeşim Refet Bey / Aziz, sıddık, müdakkik âhiret kardeşim ve mütefekkir ve hakikatli arkadaşım Refet Bey.

***

“Ramazan’a ait”

Refet Barutçu anlatıyor: Isparta’daki bir baskında ele geçirilen kitaplardan birinin üzerinde “Ramazan’a aittir” yazısı vardı. Kimdir bu Ramazan diye aradılar, taradılar, nihayet Atabey’in bir köyünden Ramazan adlı bir vatandaşı, ellerini bağlayarak Eskişehir Hapishanesine yolladılar. Aradan iki ay geçtikten sonra, kitabın Ramazan Efendiye değil, Ramazan ayı ve orucun hikmetlerine dair Ramazan Risalesi olduğu anlaşıldı.

Refet Barutçu’nun dilinden Bediüzzaman Hazretlerinin namaz kılışı: “Üstadın arkasında kılınan namazın hazzı bambaşka… İlk tekbir aldıklarında adeta yer gök sarsılır. Aman ya Rabbi! O ne huşu, o ne mûnis sada, tarif edilmez.”

— İstanbul İlim ve Kültür Vakfının Barla Yılları sergi katalogundan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here