Aldanmanın mazereti kaldı mı?

Paralel yapı ile mücadelede gelinen noktanın Risale-i Nur cemaatleriyle ilgili çok önemli bir tarafı var:

Yakın zamana kadar bir Risale-i Nur cemaati olarak tanınan ve bu yüzden birçok suçunun faturası Risale-i Nur cemaatlerine çıkarılan yapı artık bütün kimliğiyle ortaya çıkmış ve istismar ettikleri kutsal kaynaklarla hiçbir alâkalarının olmadığı gerçeği herkesçe görülebilir hale gelmiştir.

Bu hakikati ortaya çıkaran, sadece devletin paralel yapıyla mücadelede aldığı mesafe ve eriştiği delillerden ibaret değildir. Bundan daha da önce, cemaatin olaylara karşı verdiği tepki, bu örgütün paralel bir yapılanma içinde olduğunu açıkça göstermektedir.

Pensilvanya’dan yapılan yayınlardan hangisine bakacak olsanız, neredeyse her cümlesinde “Evet, biz bir örgütüz, ben de onun âcizâne, fakirâne lideriyim” mesajını açıkça verdiğini görürsünüz. Başta medyacıları olmak üzere cemaatin mensupları tarafından ortaya konulan tepkilerin cümlesinde de aynı itiraf vardır.

Bütün deliller bir yana, sadece böyle bir tepki bile söz konusu cemaatin Risale-i Nur ile hiçbir bağının ve benzerliğinin olamayacağını açıkça göstermeye yetmez mi?

***

Risale-i Nur talebeleri cemiyet değildir, örgüt değildir, devletin çeşitli organlarında yuvalanmış bir yapı hiç değildir.

Risale-i Nur hizmeti, sadece ve sadece ve sadece iman hizmetidir; her kesimden, her milletten, her seviyeden insanlara, hiçbir ayırım yapmaksızın Risale-i Nur’un iman derslerini ulaştırır. O kadar.

“O kadar”dan sonrası yoktur. O kadar!

Risale-i Nur talebeleri, bu hizmetlerinde engellenseler bile, asla kimseye karşı bir kin ve intikam hissi beslemeksizin, her türlü şartlar altında, yine iman hizmetini vermeye, yani Risale-i Nur’ları muhtaç kimselerin ellerine ulaştırmaya devam ederler. Mutlaka bunun bir yolunu bulurlar, asla bunun dışında bir işe tevessül etmezler.

Risale-i Nur talebeleri, Kur’ân’ın ve İslâm’ın bir tek hakikati için herşeylerini tereddütsüz feda ederler. Kur’ân’ı ve İslâm’ı kendi menfaatlerine siper yapan ve gerektiğinde bunları kendi selâmetleri uğruna gözden çıkaranlara takılabilecek birçok isim arasında “Nur talebesi” sıfatı yoktur.

Risale-i Nur talebeleri, nerede iman hizmetine ihtiyaç olduğuna bakarlar; nerede rahat edeceklerine değil. En meşakkatli ve ümitsiz günlerde “Siz Amerika’larda olsaydınız hayırla yad edilecektiniz” diyen talebesine Üstadının verdiği cevabı her Nur talebesi ezbere bilir.

Nur talebeleri, Risale-i Nur’a sahip çıkmanın tehlike anlamına geldiği zamanlarda “Ben Nurcu değilim” diye ifade verip Risale-i Nur’un prim yaptığı zaman onu referans göstererek paçasını kurtarmaya çalışanlara benzemezler ve böylelerine aldanmazlar.

Nur talebeleri, yaşlı ve hasta haliyle en şiddetli işkencelere tâbi tutulduğu hapishanede kendisini unutup yüz küsur talebesini tek tek müdafaa eden bir Üstad ile, Amerikan saraylarından taraftarlarına “Harbe gidiniz” komutu veren üretilmiş kahramanları hiçbir zaman birbirine denk tutmazlar, benzetmezler, isimlerini bir arada anmazlar.

Nur talebeleri, İslâm’ın şeâirine karşı savaş açanlara içtihad sevabı bağışlayıp da kendi çıkarına dokunan Müslümanları “diktatör, kâfir, münafık, dinsiz, densiz” gibi sıfatlarla ananlar arasındaki farkı göremeyecek kadar bir beyinsizliğe hiçbir zaman düşmezler.

***

Ne var ki, Risale-i Nur talebelerinin çok açık bir şekilde gördüğü bunlar gibi gerçekleri, meseleye uzaktan bakanlar bugüne kadar aynı açıklıkla ve aynı kolaylıkla göremiyorlardı. Şimdi ise, bütün marifetleri ortaya dökülmüş bir halde iken, sadece bu kişilerin kendilerini savunma tarzlarına bakmak dahi, Risale-i Nur hizmetiyle böyle bir topluluğun asla bir arada düşünülemeyeceğini yedi düvele göstermiş bulunuyor.

Bu sonucu da sadece onların kendi hatâlarına yahut devletin paralel yapıyla mücadeledeki başarısına bağlamak yetersiz kalır.

Bu âkıbet, Risale-i Nur gibi dünyanın ve hattâ âhiretin hiçbir menfaatine âlet edilemeyen safiyetteki iman hizmetini kendi menfaatine âlet etmenin neticesidir.

Paralel örgüt mensupları bu âkıbetten dolayı kendilerinden başkasını suçlamasın, benzer durumda olanlar kendilerine çekidüzen versin, görecek gözü olanlar da ibret alsın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here