Manevî cihadın hem önemli bir şartı, hem de neticesi, asayişin muhafazasıdır.

Önemli bir şartıdır, çünkü toplum içinde asayiş sağlanmazsa, bundan mâsum insanlar zarar görür. Masum insanların zarar görmesi ise, “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez” meâlindeki Kur’ân âyetinin hükmüne aykırıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu âyetin hükmüne pek çok risale ve mektuplarında tekrar tekrar dikkat çekerek hem talebelerine, hem de ülke yöneticilerine uyarılarda bulunur.

Bediüzzaman’ın bu hassasiyeti, asayişe zarar verecek hareketler bir yana dursun, beddua etmekten bile onu alıkoymuştur. Çünkü zalime bir belâ eriştiğinde, onun çoluk çocuğunun da bundan zarar görme ihtimali vardır.

Asayişi korumanın iman hizmetindeki önemi sebebiyledir ki, Risale-i Nur talebeleri, en şiddetli haksızlıklar karşısında kaldıkları zaman dahi hiçbir şekilde memlekette bir huzursuzluk çıkaracak harekete tevessül etmemişler, buna mukabil haklı dâvâlarında da hiçbir zaman geri çekilmeyerek ehl-i imanın imanlarına hizmet etmek uğruna her türlü güçlüğe göğüs germişlerdir. “Evet,” der Bediüzzaman, “mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, asayişi muhafaza etmek içindir.”

Bir başka mektubunda da, Bediüzzaman, asayişi, Risale-i Nur hizmetinin tabiî bir sonucu olarak şöyle tarif eder:

“Risale-i Nur’un siyasetle alâkası yoktur. Fakat küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşilik ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasıyla bozar, reddeder. Emniyeti ve asayişi ve hürriyeti ve adaleti temin eder.”

 ***

Asayişi temin ve idare memurları, inzibat polisleri ve komiserleri bize ve mesleğimize karşı değil tevehhümkârane taarruz ve evhama düşmek, belki himayetkârane teşvik ve teşci’ etmek vazifelerinin muktezasıdır. Çünkü onların vazifelerinin temel taşı, hürmet, merhamet, helâl-haramı bilmekle, itaat düsturuyla hayat-ı içtimaiye emniyet dairesinde cereyan edebilir. Risale-i Nur hayat-ı içtimaiyeye baktığı vakit, bu esasları temin ediyor. Neticesi de bilfiil görülmüş. Risale-i Nur’un en mühim merkezi Isparta ve Kastamonu olduğundan, sair memlekete nisbeten zabıta memurları insafla dikkat etseler, Risale-i Nur’un onlara parlak yardımını görecekler.

Hem talebelerinde bu kadar kesret ve kuvvet ve hak ellerinde bulunduğu halde, asayişe hiçbir zararı dokunmadığını ve talebelerden bin adam, on adam kadar hayat-ı içtimaiyeye zarar vermediklerini, kalbi bozuk olmayan görür.

Kastamonu Lâhikası

***

Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlahîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlahiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.

Evet, meselâ: Seksen bir hatasını mahkemede isbat ettiğim bir müddeiumumînin yanlış iddiaları ile aleyhimizdeki kararına karşı, beddua dahi etmedim. Çünki asıl mes’ele bu zamanın cihad-ı manevîsidir. Manevî tahribatına karşı sed çekmektir. Bununla dâhilî asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir.

Evet mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, asayişi muhafaza etmek içindir. وَ لاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرَى düsturu ile ki: “Bir câni yüzünden; onun kardeşi, hanedanı, çoluk-çocuğu mes’ul olamaz.” İşte bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle asayişi muhafazaya çalışmışım. Bu kuvvet dâhile karşı değil, ancak haricî tecavüze karşı istimal edilebilir. Mezkûr âyetin düsturu ile vazifemiz, dâhildeki asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Onun içindir ki, âlem-i İslâm’da asayişi ihlâl edici dâhilî muharebat ancak binde bir olmuştur. O da, aradaki bir içtihad farkından ileri gelmiştir.

Emirdağ Lahikası: 2

1 YORUM

  1. -Kendimize yapılan zulüm yüzünden beddua etmiyoruz. Dersanelerimizi kapatıyorlar, hizmetimiz engelleniyor, o kadar masumun hakkına giriliyor.

    Engellenen hizmetleriniz:

    1. Müridlerinize “Dinin teferruata dair bir meselesinde bu kadar hassas olmak mı, yoksa okumak mı” diye vaaz verip gözlerini açmak. -Aman hataya düşmesinler.

    2. Tanzanyalı çocuklara tarihteki büyük şahısları öğretip, sevdirmek. -Kendi haline bırakırsan, gider ayyaş, zalim, muzır insanları idol alır kerata. Aman gençlerimizle ilgilenelim, hatta ne ‘gençlerimiz’? Hizmeti dünyanın her köşesine iletmekle mükellefiz.

    3. Dine azcık çalgı, çengi, göbek atma katmak. -Peygamber ziyaret ettiyse dine aykırı bir şey değildir diye anlıyoruz bu durumu.

    4. Anlaşılmayan Risale-i Nur’u sadeleştirmek. -Atanız kahvede oturuyormuş, ezan okunmuş, millete niye namaza gitmediklerini sorunca çağrıyı anlamadıklarını söylediler, atanız da ezanı Türkçeleştirdi. Gördünüz insanların ne kadar camiye akın ettiğini o olaydan sonra, tabî siz de Risale-i Nur’la yaparsınız öyle büyük bir hizmeti. Ama sakın böbürlenmeyin, o Türkçeleştirme fikrinin patenti size aid değil, sizden onyıllar önce atanızın aklına geldi, övgüyü o hak eder.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here