Toplum hayatıyla ilgili çeşitli hükümlerin ve iç ve dış düşmanlarla ilgili ikazlardan sonra, Nisâ sûresinin 133-134. âyetleri, muhataplarını ayrıntılarda boğmamak için, manzaranın bütününe dikkat çekiyor:          

Eğer O dilerse, ey insanlar, sizi yok eder ve yerinize başkalarını getirir. Allah’ın gücü buna elbette yeter.

Kim dünya mükâfatını isterse, Allah katında hem dünyanın, hem de âhiretin mükâfatı vardır. Ve Allah herşeyi işitir, herşeyi görür.

UTESAV organizasyonuyla internet ortamında gerçekleştirdiğimiz Kur’an Buluşmalarında, bu âyetlerle ilgili olarak özetle şu tesbitleri yaptık:

  • Kur’ân-ı Kerim, Allah Teâlânın her türlü noksan sıfattan münezzeh olduğunu her vesile ile tekrar tekrar hatırlatır.
  • Her ne kadar bu gerçeği bilsek de, hayatın akışı sebepler vasıtasıyla cereyan ettiği için, ayrıca inkâr ve isyan edenler de gözümüzün önünde bir cezaya çarptırılmadığı için, bu gerçekten gaflet edebilir ve bu durumun hep böyle devam edeceği vehmine kapılabiliriz.
  • Kendilerini vazgeçilmez görenler bunu sık sık hatırlasın / siz de onlara bunu hatırlatın.
  • Allah’a tevekkül edecek olanlar da bunu unutmasınlar / ne kadar büyük bir kudret ve rahmet kapısına dayandıklarını bilerek ferahlansınlar.
  • Âyet sonlarının bu özelliğine dikkat!

İkinci âyet-i kerimenin sonu da Allah Teâlânın “Semî” ve “Basîr” (herşeyi işiten ve herşeyi gören) ism-i şerifleriyle bitiyordu. Bu durum da bize şu hususları hatırlattı:

  • bütün duaları işitir / bir dua bir başka duaya mâni olmaz / bir cevap bir başka cevaba mani olmaz.
  • Kullarına işitme ve görme duyularını da bahşeden Allah’tır.
  • Her mahlûku için, sesler âleminden ona uygun bir nasip tayin etmiştir.
  • Nasiplerin en büyüğü ve en zengini ise insanın, özellikle mü’min insanın nasibidir:
  • Kulakları onun için dünyayı bülbülün sesinden gök gürültüsüne, suyun şırıltısından her insan için ayrı ayrı takdir edilmiş ve ayrı ayrı güzelliklere bürünmüş seslere kadar alabildiğine zenginlik içinde bir konser salonu haline getirecek şekilde düzenlenmiştir.
  • En önemlisi de, bütün bu seslerin çok sesli tek bir koro halinde anlattıkları büyük hakikati işitmek ve anlamak da insana bahşedilmiş en büyük bir nimettir.
  • İşte, bütün bu nimetlerle donatılmış bir aziz misafir olarak bir insan bu gezegen üzerinde Yer ve Gökler Rabbine yönelip dualarını sunduğu zaman, Rabbi de onu, kâinatta başka hiçbir dua yokmuşçasına önemle işitir, dinler ve ona cevap verir.
  • Herşeyi görüp işitmeyen varlıklar ilâh olabilir mi? Herşeyi görüp işitmeyene kulluk edilir mi?
  • Her iki ism-i şerif de mü’min için büyük müjdeler taşır:
  • Onu her halinde, her ihtiyacında gören, elini açıp niyaz ettiğinde işiten, hiçbir an ve hiçbir halinde ondan habersiz bulunmayan Rabbinin gözetimi ve himayesi altındadır. Aldığı her nefeste, her hareketinde, her ihtiyacında, her sıkıntısında “Beni gören ve beni dinleyen bir Rabbim var” diyebilmek, mü’min kullara ebedî Cennetlerden esintiler taşıyan bir büyük sevinç, huzur ve mutluluktur.
  • Âyet sonlarında bu tanımların yer alması ve sık sık mü’minlere hatırlatılması, sahih bir imanın inşasında ve hayata yansıtılmasında çok büyük önem taşır.

Kur’an Buluşmalarının 262. bölümüne ait kesintisiz video kaydını buradan izleyebilirsiniz:

UTESAV’ın Erdemli Hayat projesi kapsamında düzenlenmekte olan ve daha önce MÜSİAD Genel Merkezinde gerçekleşen Kur’an Buluşmaları, virüs salgını sebebiyle şimdilik sadece https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden Cumartesi sabahları 7:30-9:00 arasında yayınlanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here