Ülkenin yönetiminde sorumluluk sahibi olan herkese hitaben yazılmıştır:

Bir süredir yoğun bir şekilde yolsuzluk, hırsızlık gibi ithamlara maruz kalıyorsunuz.

Bu ithamlara lâyık olmadığınızı millet de biliyor, bildiği için de size olan desteğini arttırarak devam ettiriyor.

Fakat işin bir başka cephesi daha var:

Böyle haksız bir itham karşısında kalmanıza Kader niçin müsaade etti, bunu hiç düşündünüz mü?

Meselâ, on binlerce kişinin parasını zimmetine geçirmiş bir topluluğa gösterdiğiniz hoşgörü, sizin böyle bir haksızlığa uğramanıza sebep teşkil etmiş olamaz mı?

Biliyorsunuz, on binlerce İhlaszede, yıllardır haklarını koruyacak bir merci arıyor.

Fakat bütün kapılar kendilerine kapanıyor.

Ve mağdurlara, ellerini semâya açmaktan başka hiçbir çare kalmıyor.

Onları mağdur edenlerin bugün sizi destekliyor olması, on binlerce mağdurun hakkını aramaktan sizi alıkoymasın.

Çünkü bunlar iktidarda bulunan herkesi desteklerler.

Huy benzerliği sebebiyle onları en iyi anlayan Demirel idi. Ve Demirel, onları “Durakta beklemeyi sevmezler; ilk gelen otobüse binerler” şeklindeki sözleriyle tarif ediyordu.

Bugün – Allah göstermesin – sizin yerinize Ergenekoncular veya Pensilvanya taifesi gelecek olsa, hiç şüpheniz olmasın ki, herkesten önce yine bu cemaat onların önünde el öpme sırasına girecek ve size arkanızdan sövmekte hiçbir beis görmeyecektir.

Görüyorsunuz ki, bu topluluk, kendilerinden başka hiç kimseyi sevmiyor.

Bediüzzaman’a, Mehmet Akif’e, Elmalılı’ya, Seyyid Kutub’a ve daha nicelerine olan kinini her fırsatta açığa vuruyor.

İmam-ı Gazalî’ye Seyyid Kutub aleyhinde kitap yazdırmak gibi bir sahteciliğin altına imza atanlardan beklenmeyecek hangi fenalık vardır?

Eğer on binlerce mağdurun Arş’a yükselen dualarından etkilenmek ihtimali sizi gerçekten endişelendiriyorsa, artık bu çağrılara kulak verin.

Üzeri örtülmüş dosyaları açın.

Kimler mağdur edilmiş? Kimin ne kadar parası batmış, kaç ocak sönmüş?

Dişinden tırnağından arttırdığı bir ev parasını yatıranlar bir televizyon cihazı veya bir masaj âletiyle susturulurken, onlara bunu reva görenler hangi şartlar altında yaşamaya devam etmiş ve ediyorlar?

On binlerce mağdurun hakkını ödeyemeyen şirketler nasıl oluyor da küçülmüyor, bilâkis büyümeye devam ediyor?

Lütfen bu soruların cevabını araştırın, bulun, millete açıklayın ve icabı neyse yerine getirin. Hiçbir gerçek saklı kalmasın, hiçbir iğfal karşılıksız kalmasın.

Özetle:

Maruz kaldığınız haksız ithamların altında Kaderin adaletini görün ve gereğini yapın.

Tâ ki, dünyanın dört bir yanındaki mazlumların dualarını arkanıza aldığınız gibi, gözünü dünya hırsı bürümüş bir topluluğun gadrine uğrayan on binlerce mazlumun âhını da hayır dualara tebdil ederek arkanıza alın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here