Herkes “Bir Allah var” derken, Risale-i Nur niçin iman konusu üzerinde bu kadar fazla duruyor?

Bu soru, Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Hazretlerine de çeşitli defalar sorulmuş ve bazı mektuplarda cevaplandırılmıştır. Özetle:

Allah’a iman etmek demek, sadece “Bir Allah var” demekten ibaret değildir. Bir Allah var diyen niceleri var ki, Allah’ın mülkünü tabiat, sebepler, doğa yasaları, dünyaca ünlü birtakım kişiler gibi şeyler arasında bölüştürürler. Onlara göre depremi fay hattı yapar, kişilikleri burçlar belirler, dünya hayatında Allah’tan başkalarının sözü geçer; iman ise vicdanlarda ve mabedlerde yaşanır. Böylece, “Bir Allah var” demekle beraber, Allah’ın mülkünde ve icraatında başkalarını Ona ortak koşmuş olurlar.

Halbuki, Allah’a iman etmek demek, Onun zâtında, sıfatlarında, mülkünde, icraatında hiçbir ortağının bulunmadığına kat’î bir surette inanmak demektir.

Bu da, zerrelerden yıldızlara kadar her yerde büyük küçük herşeyin Allah’ın irade ve kudretiyle cereyan ettiğini kesin olarak bilmek ve buna inanmak demektir.

Allah’a böylece iman eden kimse, Onun emir ve yasakları karşısında vurdumduymazlık edemez. Onun gönderdiği elçilere ve indirdiği kitaplara karşı duyarsız davranamaz.

Allah’a iman eden kimse, Onun bildirdiklerine de kesin bir şekilde iman eder. Peygamberlerine ve kitaplarına da tereddütsüz inanır. Birgün Onun karşısında hesap vereceğini bilir; bundan asla şüphe etmez.

Eğer Allah’ın emir ve yasaklarından birini çiğneyecek olsa, bunun Allah’a karşı işlenmiş bir kusur olduğunu bilir ve Ondan bağışlanma ister.

Yoksa, “Bir Allah var” deyip de Onun elçilerine kulak vermemek, emir ve yasaklarına aldırmamak, büyük günahları serbestçe işleyip bağışlanma dilememek, Bediüzzaman’ın tabiriyle, “imandan hissesi olmadığına delildir.”

***

Allah’a iman etmek nasıl olur? Bediüzzaman’ın bu konudaki bir mektubu:

http://erisale.com/#content.tr.10.261

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here