“Son Şahitler”den Haydar Morgül, Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerini ziyaret edişinde, Bediüzzaman’ın “Bir defa bile Risale-i Nur’dan okusanız, beni on defa görmekten daha faydalı olur” dediğini anlattı.

Ömer Özcan’a Risale-i Nur ile ilgili hatıralarını anlatan Haydar Morgül, Risale-i Nur ile tanışmasını şöyle özetledi:

“Köyümüze Risale-i Nur’un o zamanki bütün kitapları geldi fakat Sözler Mecmuası yoktu, o gelmedi. Tabi bu kitaplar Kur’an hattı ile yazılmıştı. Babam Rizeli bir kaptana bir gemi yaptı. O gemi denize indirilirken sahibi on lira bahşiş verdi babama. Parasını almıştı da bahşiş olarak verildi o on lira. Remzi Morgül amcam gördü babamın aldığı o parayı. “O parayı ver, Sözler’i alalım” dedi babama. Babam “Veremem harçlığım yok” dedi.

“Babam ertesi günü anlatıyor bize. Gece rüyasında dışarıya, bahçeye çıkmış bir ağacın dibinde abdest alacak. O sırada bir uçak geliyor, babamın üstünde dönüyor, babamı arıyor, öldürecekler. Babam korkudan terliyor ve daha uyanmadan “Yâ Rabbi, buradan kurtulursam, Remzi’nin dediği kitabı alacağım” diyor ve uyanıyor. Sabah kalkmış erkenden, on lirayı Remzi amcaya vermiş, kitabı getirtmişler. O kitabı babam okuması için birisine vermişti. Onu da bir baskında yakalamışlar, bir buçuk sene hapis yattı Ağır Ceza’da. Kitap şimdi bende duruyor. İşte ben çocukluğumda ilk defa hizmetle böyle tanışmış oldum.”

Ağabeyler Anlatıyor dizisinin 6’nci kitabında hatıraları yer alan Haydar Morgül, Bediüzzaman Hazretlerini ziyaret edişini de şu şekilde anlattı:

“Üstad’ın yanında Zübeyir, Bayram, Ceylan, Tâhirî ağabeyler vardı. Üstad’ın odasına girdik, elini öptük, yere oturduk. Zübeyir Ağabey tercümanlık yaptı bize. Üstad biraz rahatsız gibiydi. “Ne iş yapıyorsunuz?” diye sordu. Ben, “Marangozluk yapıyorum” dedim. “Yapabildiğin kadar yap. Çalışmadığın zaman Ahmet Aytimur tayınatını versin” dedi. Şimdi Ahmet Ağabey’le şakalaşıyoruz bazen. Şaka olsun diye hatırlatıyorum. O da “Dershanede kal da vereyim” diyor şakadan. Üstad’ın sarıkla oturuşu, sanki bir Asr-ı Saadet Müslüman’ı ile karşılaşmışız gibi gelmişti bize. Odasında çeşitli meyveler asılıydı. Bir ara Üstad’ın mübarek simasını seyrediyordum. “Kardeşim yüzüme bakılmasına müsaade etmiyorum ben” dedi. Utanarak önüme baktım. Üstad “Bütün masraflarınızı benim vermem lazım. Gelmek için masraf ediyorsunuz” dedi. Sonra “Beni görmektense bir defa bile Risale-i Nur’dan okusanız, beni on defa görmekten daha faydalı olur” dedi. Bize ellişer kuruş para verdi. Orada bir sandık vardı, içinde de kitaplar. Marangoz olduğum için Zübeyir Ağabey bana açtırdı o sandığı. Sandık çiviliydi. Sonra çıktık geldik tekrar İstanbul’a.”

***

— Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor: 6

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here