ÜMİT ŞİMŞEK

Bir gün ışığı vurdu çiçeğin yapraklarına.

Sabahın ilk ışıklarıydı.

Çiçek kucağını açıverdi.

İçeride, bitkinin ta derinliklerinde hummalı bir faaliyet başladı.

Herbir ışık parçacığınin gideceği yer ve göreceği iş belliydi.

Çiçek bunlardan habersiz, misafirlerini beklemeye başladı.

♦♦♦

Aynı gün ışığı, kovanlara da vurdu aynı saatte.

Onlara çiçeklerin açılışını haber verdi ışık hızıyla.

Hava zerreleri kokular taşıdı uzaklardan.

Çiçeklerin olduğu yeri bildirdi arılara.

♦♦♦

Haberi alan, uçtu geldi.

Çiçeğin kucağına attı kendini.

Birer muhteşem sofra oldu çiçekler.

Gözlere yeryüzünün renk renk güzelliklerini, böceklere rahmet hazinelerinin çeşit çeşit lezzetlerini sundu.

Kullar doya doya nasiplendi o hazinelerden.

Bu kadarı, sadece bir başlangıçtı.

♦♦♦

Arılar, çiçeklerde bulduklarını taşıyıp durdular gün boyunca.

Yorulmadılar, usanmadılar.

Tarlalardan kovanlara lezzet ve şifa taşındı.

Ne çiçek biliyordu arıya sunduğunu, ne arı biliyordu yaptıklarını.

Bir küçücük böcek, teknolojiye meydan okuduğunun farkında değildi.

O sadece kendisine ilham olunanı yapıyordu.

Kusursuz petekler inşa etti minik elleriyle.

Ondan mükemmelini yapan olmadı.

Çiçeklerden topladıklarıyla ballar yaptı. Yediklerinin bir mucizeye dönüştüğünden habersizdi parmak kadar bir vücutta.

Kendi yaptığı petekleri onunla doldurdu ve mühürledi.

Çiçeğin eliyle arıya sunulanlar, arının eliyle başka kullara sunulmaya hazırdı artık.

♦♦♦

Bir arı, 50 gram bal yapmak için çırpındı hayatı boyunca.

Mütevazi, fakat erişilmez bir rakam.

Çünkü insanlık, bütün teknolojisiyle, onun bir gramını da yapamadı.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here