Bir salâvat hazinesi: Risale-i Nur (1)

Her salâvat bir rahmet duasıdır onun için.

O zaten rahmete mazhardır.

Ama rahmet sonsuzdur. O da sonsuz rahmet ister. Ve sonsuz rahmete, sonsuz bir şekilde lâyıktır o.

***

Her bir salâvat, ümmetinden bir hediye olarak ulaşır ona.

Her saniye, yüz binlerce melek, ordular halinde doluşur onun mübarek ravzasına:

Ümmetinden ona gelen hediyeleri tek tek sunmak için.

Bir milyar insan, hergün, her namazda ona hediyeler sunar, rahmet duaları eder.

***

Birçoğu bununla da yetinmez.

Denizlerin dalgalarına, yağmurun damlalarına, ağaçların yapraklarına, kâinatın zerrelerine yükler salât ve selâmlarını, öylece gönderir.

Ve onun hatırı için, gayb âlemlerinde her an dalgalar, damlalar, yapraklar ve zerreler tek tek sayılır.

Sayılır ve onlar adedince hayırlar onun defterine yazılır.

79 tane sıfırda kâinatın zerreleri biter. Ama onun sadece dualarla kazandığı sevaplar saymakla bitmez. Onun için edilen rahmet duaları tükenmek bilmez.

***

Salâvatlar arasında Risale-i Nur’un, Risale-i Nur’da da salâvatların çok özel bir yeri vardır.

Hemen hemen her bahis, bir salâvat vesilesidir Risale-i Nur Müellifi için.

Çünkü Risalelerin her bir bahsi, bir âlem serer gözler önüne.

O âlemler, ancak, Âhirzaman Peygamberinin getirdiği nur ile aydınlanır.

Risale-i Nur’un hiçbir bahsi yoktur ki, Müellifine de, talebesine de bu hakikati hatırlatmış olmasın.

O minnettarlık, satırlarda salâvat çağlayanlarına dönüşür.

“Yaz!” der Müellif.

Kalemler, daha evvel kimsenin dilinden dökülmemiş salâvatları yazmaya başlar.

Ve Risale-i Nur, bir iman, tefekkür ve ubudiyet hazinesi olmanın yanı sıra, bir de salâvat hazinesi olur.

Risalelerin ilk telif günlerinden itibaren yüzlerce, binlerce, derken milyonlarca mü’min, gönüllerinden geçen en coşkulu minnet duygularını, o salâvatlara yükleyerek sunarlar Yer ve Gökler Rabbinin dergâhına.

***

O salâvatlardan her biri, bütün bir kâinatın duası gibi dinlenir Âlemlerin Rabbi katında.

Tek bir dua unutulmaz, hiçbiri kalabalıkta kaybolmaz.

Herbir ferdin en küçük duasını işiten, bilen ve cevap veren, kâinatın bu en büyük duasını da lâyık ehemmiyetle işitir, kabul eder ve cevap verir.

***

Ömürleri boyunca ona rahmet duaları gönderen insanlar, gün gelip de bir haşir sabahında uyandıklarında anlarlar dualarından hiçbirinin boşa gitmediğini.

Onu sayısız dualarla kuşatılmış, sonsuz rahmetle yüceltilmiş ve övülmüş makamından kendilerine tebessüm ederken gördüklerinde anlarlar, onun kendilerine anne ve babalarından daha yakın ve daha şefkatli olduğunu.

Ve Âlemlerin Rabbine, âlemlerin zerreleri sayısınca hamd ederler:

Ona ümmet oldukları için, ona bir salât ve selâmı hediye olarak sunabildikleri için.

Hele bir de salât ve selâmın en güzel, en içten, en zengin, en coşkulu olanlarını sunmak bahtiyarlığına erişmişlerse, o vuslat ânının neş’esini tasavvur etmekte akıllar da âciz kalır, hayaller de.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here