gonenli

MEHMET ÖĞÜTÇÜ

(GÖNENLİ MEHMET EFENDİ)

(1905-1992)

Ehl-i Kur’ân ve büyük bir İslâm âlimi. Sultanahmet Camii Baş imamlığı yaptı. Süleymaniye, Eyüp Sultan, Kadıköy ve Üsküdar camilerinde ve pek çok camilerde vaazlar ve dersler verdi. Pek çok talebe yetiştirdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman ile birlikte bulundu.

Denizli hapsine getirildiğinde, Bediüzzaman kendisini “Hoş geldin Muhammed Efendi, hoş geldin. Sen burada lâzımdın. Korkma! Korkma!” diyerek karşılamıştı. Hapis müddetince Üstad bazen “Muhammed Efendi Kur’ân okusun” diye kendisine haber gönderir, sonra da oturup avludan dinlerdi.

***

Kendisi anlatıyor:

Yâ Rabbi! Bu zâtın bende hiç kısmeti yok mu? diye düşünürdüm. Evime davet ediyordum, gelmiyordu. Devamlı olarak ‘Söyleyin Hafız Mehmed’e, sakın sakın yanıma gelmesin’ diye hocalarla haber gönderiyordu.

Bir Kurban bayramındaydı. Sabah namazından sonra kapı çalındı. ‘Muhammed kardaşım! Muhammed kardaşım!’ diye bir ses çağırıyordu. Kapıya çıktım. Baktım ki Üstad. Boynuma sarıldı ve ‘Sen Kur’ân’a çok hizmet ediyorsun. Benim yanıma gelenleri çok tâciz ediyorlar. Seni tâciz etmemeleri için, benim yanıma gelmesin, diye haber gönderdim’ dedi. Yanında talebeleri de vardı. ‘İstanbul’da hiçbir kimsenin evine gitmemeye karar vermiştim’ dedi.

Yanındaki talebeye işaret etti. ‘Ver kabımı, kısmetimi versin’ dedi. Keramete bakınız. Daha önce ‘Bu zatın kısmeti yok mu?’ demiştim ya. Kısmetini almaya gelmişti. Evde yumurta tatlısı vardı. Ondan verdim.

Orada dedi ki: ‘Bir Müslüman bir beldede bulunduğu sırada bayram olsa, oranın din büyüğünü ziyaret etmek ona vaciptir. Madem ki bu kardaşımız Hazret-i Kur’ân’a hizmet için ortaya çıkmış. Ben de onu bu beldenin şeyhülislâmı kabul ederek ziyarete geldim.’

İşte böyle geçti aramızdaki konuşmalar. Elhamdülillâh. Allah şefaatine nail eylesin. Ona çok şey borçluyum. Cesaret ve kuvveti kendisinden aldım.

***

“Biz Kur’an’ın mânâsına çalışıyoruz, Gönenli Mehmet Efendi ise lâfzına çalışıyor. Onun talebelerini kendi talebelerim gibi Nur talebesi kabul ediyorum’ diyordu.”

Hatta Üstad bunu söylediği vakit bir talebesi içinden, “Üstadım onlar Risale-i Nur okumuyor” deyince. “Cidden talebem olarak kabul ediyorum” diyor.

***

Mehmet Fırıncı Ağabey anlatıyor: “ … Üstad Cuma’dan geldikten sonra çay yapmam için emretmişti. O zaman şimdiki gibi kolaylıklar pek yoktu. Mangal kömürü ile mangalı yakamaya çalışırken Gönenli Mehmet Efendi Hoca geldi. O da bana, ‘Sana yardım edeyim’ dedi. Beraber çayı hazırladık. Bir müddet sonra Ziya Arun gelince, Gönenli Mehmed Efendi ona, ‘Bugün bu eller onun kömürünü yaktı, çayını ısıttı’ diye sevincini ifade ediyordu.”

— İstanbul İlim ve Kültür Vakfının Kastamonu Yılları sergi katalogundan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınız