Biz kimiz? Nereden geldik? Kim bizi buraya getirdi? Niçin getirdi? Nereye gidiyoruz?

Bu soruların cevabını bulabilmek, dünyanın en önemli meselesi olmalıdır. Eğer bu dünya üzerindeki sınırlı ömrümüz içinde bu sorunun cevabını bulamazsak, bir daha geri dönüp de hatâmızı düzeltemeyiz. Ne öğreneceksek burada öğrenecek, ne yapacaksak burada yapacağız. Bizim için meçhul olan bir vakitte bu hayatımız sona erdiğinde ise, elimizdeki fırsat bütünüyle tükenmiş olacak.

Bu soruları doğru bir şekilde cevaplandıracak olan kimdir?

Bizi buraya getirenden başkası değil.

Gerçekten de, bizi buraya getiren Zât, gönderdiği elçileri ve indirdiği kitaplarıyla bu sorularımızı tek tek cevaplandırıyor.

Öyleyse, Onun kitabına yönelmeyi ve Onun elçilerine kulak vermeyi, hayatın en önemli gayesi bilmeliyiz.

İşte, daha önceki kitapların bildirdiğini, en güzel ve ayrıntılı bir şekilde, Kur’ân bize açıklıyor.

Daha önceki peygamberlerin çağırdığı şeye, en güzel ve gür bir sada ile Âhirzaman Peygamberi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm bizi çağırıyor.

İçinde yaşadığımız âlemi dikkatli bir şekilde incelediğimiz zaman, kâinatın da tıpkı bir kitap gibi dile geldiğini ve Kur’ân ile Peygamberimizin anlattıkları şeyi tasdik ettiğini görüyoruz.

Kur’ân-Peygamber-kâinat üçlüsünün bize verdiği cevabın özeti ise:

“Hazırlanınız; başka, daimî bir memlekete gideceksiniz.”

 

Konu ile ilgili olarak, İkinci Söz’ü ve İşârâtü’l-İ’câz’dan “cevap” kelimesiyle başlayan şu parçayı okuyabilirsiniz [ekranda mavi renkli olarak görünen kelimelerin üzerine fareyi getirdiğinizde, kelimenin anlamı belirecektir]:

 

http://erisale.com/#content.tr.6.30

http://erisale.com/#content.tr.1.41

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here