Mâide sûresinin 49-50. âyetlerini okuduğumuz 301. Kur’an Buluşmasının özeti ve video kaydı.

Cahiliyet kavramı, 13 Şubat Cumartesi günü gerçekleşen 301. Kur’an Buluşmasında ağırlıklı gündem maddesi idi.

Buluşmada Mâide sûresinin 49-50. âyetlerini okuduk. Bu âyetlerde Allah Teâlâ Allah’ın indirdikleriyle hükmetme konusundaki emirlerini tekrar hatırlatıyor ve bundan kaçınmanın da Cahiliyet hükümlerine başvurmak anlamına geldiğini bildiriyordu:


Sana şunu da bildirdik: Onlar arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların heveslerine uyma. Dikkat et, seni şaşırtıp da Allah’ın indirdiklerinin bir kısmından caydırmasınlar. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belâya uğratmak istiyordur. Gerçekten de insanlardan birçoğu Allah’a itaatten çıkmış kimselerdir.

Yoksa onlar Cahiliyet devrinin hükmünü mü arıyorlar? Fakat kesin bir bilgi ve inançla iman edenler için, Allah’tan daha güzel hüküm veren kim var?


Ders boyunca yaptığımız tesbitlerin başlıcalarını şu şekilde özetledik:

Âlemlerin Rabbine muhatap ve arzın halifesi olarak yaratılan insana yakışmayan, fıtrata aykırı ne kadar inanç, telâkki, davranış, uygulama varsa, Cahiliye kelimesinin kapsamındadır.

Bir taraftan bütün güzellikleri ve iyilikleri kendisinde toplayan ve insanı yaratılış gayesine uygun hale getirmek üzere düzenlenmiş bulunan Şeriat Kur’ân-ı Kerimde “ilim” olarak nitelenirken, diğer taraftan da insana yakışmayan, fıtrata aykırı olan şeyler de “cehl” anlamı altında toplanmıştır.

Cahiliye bütün zamanlarda, bütün insanlarda ve insan topluluklarında görülen cahilce anlayış ve davranışları kapsamaktadır; yoksa sadece İslâm öncesi Arap toplumuna mahsus olan bir isimden ibaret değildir.

Şeriat dendiği zaman sadece birtakım yasal düzenlemelerden söz edilmediğini de dikkatten uzak tutmamak gerekir. İnançlar, ibadetler, sosyal münasebetler, bir kötülüğü affedişten bir güzel söze veya tebessüme varıncaya kadar gizli-açık her türlü güzellikler Kur’ân ile beraber indirilmiş olan hükümlerde ve Kur’ân’ı getiren Elçinin öğrettiklerinde mevcuttur. “Allah’ın indirdikleriyle hükmetmek,” ahkâm âyetlerinin yanı sıra bütün bütün bunları da kapsamına alır.

Kavimlerinin onca azgınlıklarına karşılık peygamberlerin onlar hakkında cehl sıfatını yakıştırmaları, bir taraftan cehl’in kötülüğünü ortaya koyarken, diğer taraftan da tahkir ve tezyif gibi cahilce davranışların ve onlara ıslah yolunu tamamen kapayan bir üslûbun şeriatin ruhuna açık şekilde aykırı düştüğünü göstermektedir.

Cehaletin en koyu karanlıklarındaki bir toplumu çeyrek asır gibi bir zamanda bütün kötülüklerinden arındırarak faziletlerle donatan ve insanlığa örnek bir nesil haline getiren İslâmın bütün hükümleri düzeltmeye, tamire, ıslaha yönelik şekilde düzenlenmiştir. Hükümlerde esas olan unsur ceza ve intikam değil, ıslahtır. Toplumdaki kötülükleri öfkeyle, ceza ağırlıklı bir yaklaşımla, Batı medeniyetinin yaklaşımıyla çözmeye çalışmanın insanlardaki güzelliklerin ortaya çıkmasına değil, kötülüklerin yüzeye çıkıp ağırlık kazanmasına hizmet ettiğini sayısız tecrübeler göstermiştir. Bu tür teşebbüslerin ne anlama geleceğini okumakta olduğumuz âyet-i kerimeden çıkarabiliriz:

“Yoksa onlar Cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Fakat kesin bir bilgi ve inançla iman edenler için, Allah’tan daha güzel hüküm veren kim var?”


Mâide sûresinin 49-50. âyetlerini okuduğumuz 301. Kur’an Buluşmasına ait video kaydını buradan izleyebilirsiniz:

UTESAV organizasyonuyla gerçekleşmekte olan ve daha önce MÜSİAD Genel Merkezinde yapılmakta olan Kur’an Buluşmaları, salgın sebebiyle bir müddettir https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden Cumartesi sabahları 7:30-8:30 arasında canlı olarak yayınlanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınız