Haset illetine Kur’an eczanesinden devâlar

“Birbirinize Allah’ın fazladan verdiği nimetlere göz dikmeyin” buyuruluyor Nisâ sûresinin 32. âyetinde. Bunun arkasından, gerek erkeklere, gerekse kadınlara, çalışmalarının karşılığında birer nasip verileceği bildiriliyor. Başkalarına nasip olan zenginliklerden kendisinin de bir nasibi olmasını isteyenlere ise kesin...

Onun nuru yeryüzünü kapladı

Nefis ve şeytanımıza ne oluyor ki; böyle bir zâtın bütün dâvâlarının esası olan “Lâ ilâhe illâllah”ı, bütün meratibiyle beraber kabul etmesin?

Yeryüzü mescid, asırlar zikir halkası

Resulullah’ın (a.s.m.) büyüklüğünü bir parça olsun kavrayabilmek için, bütün zamanları ve mekânları kuşatacak bir hayalgücüne ihtiyaç vardır.

Bir salâvat hazinesi: Risale-i Nur (1)

Risale-i Nur, bir iman, tefekkür ve ubudiyet hazinesi olmanın yanı sıra, bir de salâvat hazinesidir.

Milyarlarca kulun ibadeti kadar makamı var

O tek şahsiyet-i Muhammediye (a.s.m.), yüzer milyon, belki milyar âbid-i muhsin kadar küllî bir ubudiyete ve füyuzâtına mazhar bir makam kazanması, o zâtın risaletine pek kuvvetli şehadet edip imza basar.

Bütün ümmetin sevabı onun defterinde

Şahsiyet-i mâneviye-i Muhammediye (a.s.m.), kâinatın mânevî bir güneşidir.

Niçin herşey ona salât ediyor?

Yatsı namazından sonra gece âlemine giren Kâinat Seyyahı bir de ne görsün: herşey küçülmüş, görünmez olmuş. Görünen ve âlemi nurlandıran bir tke şey var: Şahsiyet-i maneviye-i Muhammediye (a.s.m.)!

Resulullah niçin kâinatın varlığına sebeptir?

Onun evsâfı ve şahsiyet-i mâneviyesi işaret eder, belki gösterir ki, o zât kâinatın illet-i gaiyesidir.

Kâinatın en büyük hakikati: Risalet-i Muhammediye

Resulullah’ın “hakikat-i Muhammediye” tabir edilen küllî şahsiyet-i mâneviyesi ve makam-ı kudsîsi, iki cihanın en parlak bir güneşidir.

Çekirdekten ağaca bak

Resulullah’ın beşeriyeti bir çekirdektir. Risalet vazifesiyle parlayan mahiyeti ise, o çekirdekten çıkan ve daima gelişmekte olan büyük bir ağaçtır.