Bir salâvat hazinesi: Risale-i Nur (1)

Risale-i Nur, bir iman, tefekkür ve ubudiyet hazinesi olmanın yanı sıra, bir de salâvat hazinesidir.

Peygamberimizin beşeriyeti ve manevî şahsiyeti

Peygamberimizin akıllara sığmayan büyüklüğünü anlayamayanlar, onun beşerî şahsiyetinde takılıp kalıyor, manevî şahsiyetini hesaba katmıyor.

Hadis böyle öğretilir!

Risale-i Nur’un mü’min gönüllerinde Sünnet-i Seniyyeye ve onu bize ulaştıran kaynaklara karşı nasıl bir hürmet ve muhabbet yerleştirdiğini görmek isteyenler, bu örneklere baksınlar.

7. Kâinat kitabı muallimsiz olmaz

Birşeyin neticesi evvel düşünülür; Resulullah da (a.s.m.) vücuden en âhir, mânen en evveldir.

3. Kâinat onsuz olamaz

Şimdi bak: Onun neşrettiği nur ile o matemhane-i umumî, şevk ve cezbe içinde bir zikirhaneye inkılâb etti. . . .

2. O ve kâinat

Onun gelişiyle sevinen sadece biz değildik. Âlemde ne varsa, hepsinin de onunla bir alâkası vardı. Onun gelişini karşılamak için yollara dizildiler.

8. Dünyayı aydınlatan nur

Âhirzaman Peygamberinin (a.s.m.) bu âlem için ne mânâ ifade ettiğini görmek için, ona “büyük resim” içinde bakmak gerekir: Tıpkı Bediüzzaman’ın gösterdiği gibi.

Kâinatın en büyük hakikati: Risalet-i Muhammediye

Resulullah’ın “hakikat-i Muhammediye” tabir edilen küllî şahsiyet-i mâneviyesi ve makam-ı kudsîsi, iki cihanın en parlak bir güneşidir.

Yeryüzü mescid, asırlar zikir halkası

Resulullah’ın (a.s.m.) büyüklüğünü bir parça olsun kavrayabilmek için, bütün zamanları ve mekânları kuşatacak bir hayalgücüne ihtiyaç vardır.

Hadisi Buharî’de görmek, Sahabeden işitmek gibidir

Peygamberimizin hadisleri, her asırda binlerce muhakkik âlimin incelemesinden geçerek bize kadar ulaşmış bulunuyor.