Kur’ân-ı Kerimin en önemli kavramlarından biri olan ve iki yüzden fazla âyette geçen “salih amel” 24 Ekim 2020 tarihli Kur’an Buluşmasının ağırlıklı gündemiydi.

Bu konuyu açıklayan âyet ve hadisler arasında dolaşırken, amel-i salih kavramının mü’minleri bulundukları her yerde bir fazilet âbidesi haline getiren bir tür “program” mahiyeti taşıdığını gördük.

UTESAV organizasyonuyla düzenlenen ve YouTube’un Erdemli Hayat kanaı üzerinden yayınlanan Kur’an Buluşmalarının bu bölümünde okuduğumuz Mâide sûresinin 9 ve 10. âyetlerinin meâli şöyle idi:

Allah, iman eden ve salih amel işleyenlere mağfiret ve güzel bir ödül vaad etmiştir.

İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise Cehennem ehlidir.

Program boyunca yaptığımız tesbitleri ise, dersin sonunda şu şekilde özetledik:

  • Bundan önceki âyetlerde Allah Teâlâ takvâ ve adaleti emretmişti. Bu iki kavram, amel-i salihin temeli hükmündedir.
  • Bu, sağlam bir takvâ ve gerçek bir adalet üzerine bina edilmeyen salâhatten söz etmenin gerçekçi olmadığını gösterir.
  • Temiz, iyi, güzel olan her şeyi kapsayan bu kavram, mü’minlerin hayatının bütün alanlarına nüfuz eden ve hepsinde eserini gösteren bir ruhtur. İnsanların Müslümanlığı bu ruhla canlanır.
  • Amel-i salihin tarifi yapılmamış, sınırları çizilmemiştir. Çünkü hayırlı, güzel, faydalı, yapıcı olan her şeyi kapsar. İnsanın içinden geçirdiği düşünceler ve niyetler de buna dahildir.
  • Böylece, bir mü’min, içiyle, dışıyla, düşündükleriyle, yaptıklarıyla bir hayır makinesi haline gelir. Başkaları ondan daima fayda görür. O bozan, yıkan, fesada uğratan değil, daima yapan, tamir eden, ıslah eden, düzelten, güzelleştiren, barışan, barıştıran insandır.
  • İman ile beraber amel-i salihin de zikredilmesi, Cenneti hak etmek için her ikisinin de gerekli olduğunu gösterir. İman Cennete girme hakkını veren bir anahtar, amel-i salih ise Cennetten kendisine bir yer edinmek için gerekli olan sermaye hükmündedir. Bu ikisinden hangisi eksik olsa alışverişin şartları tamamlanmamış demektir.
  • Amel-i salih, gerek Allah’a karşı, gerekse insanlara ve sair varlıklara karşı vazifelerimizin ve iyi davranışlarımızın hepsini birden kapsayan bir kavramdır. Onun için, amel-i salihi sadece ibadetler ve âhirete ait işler ile ilgili olarak düşünmek doğru olmaz. Sadece ibadetlerle ilgili olarak düşünüldüğünde, insan zaten bütün ömrünü verse dahi bunlara yetişemez. Ama iki taraflı birden düşünüldüğünde, hayatının her ânını ibadete çevirebilir.
  • Bu durumda, bir yandan bu dünya üzerindeki hayatını mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşarken, diğer taraftan da hayatın bütün alanları ve bütün ânları, ebedî âlemde sonsuz kazançlara dönüşecek bir sermaye halini alabilir. İnsanlar, hattâ insan dışındaki canlı ve cansız varlıklar dahi, salâhat ehli bir mü’minden daima fayda görür.

285’inci Kur’an Buluşmasının tam video kaydını buradan kesintisiz olarak izleyebilirsiniz:

Erdemli Hayat projesi kapsamında gerçekleştirilen ve daha önce MÜSİAD Genel Merkezinde yapılmakta olan Kur’an Buluşmaları, salgın sebebiyle bir müddettir https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden Cumartesi sabahları 7:30-8:30 arasında canlı olarak yayınlanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınız