Risale-i Nur üzerinde Yeni  Asya-FETÖ-CHP-AYM işbirliğiyle sahneye konan tezgâh ile ilgili sorular hâlâ cevap bekliyor.

Bu arada, Yeni Asya ile Seyda Ünlükul arasında 2014 yılında imzalanmış bulunan bir sözleşmede gazeteye “sadeleştirme” yetkisinin verilmesi, üstelik bu yetkinin başkalarına da devri için gazetenin ayrıca yetkilendirilmesi, oyun içinde oyun bulunduğunu ortaya koydu. Seyda Ünlükul sözleşmeye bu maddenin gazete tarafından konulduğunu söylerken, gazete de foyasının meydana çıkması üzerine telâşla sözleşme fotokopisi üzerinde sahtekârlık yaparak “sadeleştirme” kelimesini çıkarmak suretiyle suçunu örtbas etmeye çalıştı.

Konuyla ilgili olarak daha önce yaptığımız yayında gerek Yeni Asya’ya, gerekse Seyda Ünlükul’a bazı sorular yöneltmiş ve bu soruların peşini bırakmayacağımızı bildirmiştik. Şimdi, Yeni Asya sırasını bekleyedursun, kendisini “eser sahibi” olarak tanıtmak suretiyle Yeni Asya ile sözleşme imzalayan ve bu sözleşme ile gazeteye “sadeleştirme” yetkisi veren Seyda Ünlükul’a, sorularımızı tekrar yöneltiyoruz:

1

Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerini kimlere emanet ettiği, kimleri vekil ve vâris tayin ettiği, bugün sizinle beraber görünenlerin de yayınlamakta olduğu eserlerdeki mektuplarla ve şahitlerle sabit olan bir hakikattir. Hal böyleyken, size “eser sahibi” olarak Risale-i Nur ile ilgili sözleşme imzalama yetkisini kim verdi?

2

Yeni Asya-FETÖ-CHP ortaklığının iğfalâtıyla beşerî kanunların size bu yetkiyi verdiğine inandırılmış olabilirsiniz. Kur’ân’ın vasiyetlerle ilgili hükümleri meydanda iken, bu İlâhî hükümlerin karşısına beşerî kanunları ve beşerin inançtan en uzak kesimleri tarafından üretilen argümanları çıkarmayı nereden öğrendiniz? Eğer bunca yıl sonra Risale-i Nur’u okumaya başladı iseniz, bu eserlerden aldığınız ders, kâinatta en mühim meselenin “imanını muhafaza” olduğunu size öğretmedi mi? Yoksa öğretti de siz mi unutuverdiniz?

3

Şimdi sağda solda “Sadeleştirme tehlikesi bertaraf edildi” şeklinde sözler sarf ederek kendinizi temize çıkarmaya çalışıyorsunuz. Sadeleştirme tehlikesi, Risale-i Nur Müellifinin hayatı boyunca takip ettiği gayeye uygun şekilde eserlerin devlet tarafından himaye altına alınmasıyla zaten bertaraf edilmişti. Siz ise, devlet himayesine karşı bir mücadele içine sürüklendiğinizde hemencecik “sadeleştirme” yetkisi dağıtmaya başladınız. Bugün bundan vazgeçmiş görünüyorsunuz; yarın da bugünkü görüşünüzden vazgeçmeyeceğinizi kim temin edebilir? Halanızı öne sürerek onun izin vermeyeceğini söylüyorsunuz. Oysa o da yarın öbürgün ya bir şekilde ikna edilmek, ya da bu fani hayata veda etmek suretiyle sözümona bir “teminat” olmaktan çıkabilir. “Devlet bugün iyi davranıyor, ama yarın ne yapacağı belli olmaz” diyenler, sizin ve sizi bu oyuna sürükleyen gazetenin yarın ne yapacağınızdan emin olmamızı nasıl isteyebiliyorlar?

4

“Sadeleştirme” maddesinin Yeni Asya avukatları tarafından sözleşmeye konulduğunu söyleyerek kendinizi temize çıkarıyorsunuz. Demek ki gazetenin sizi aldatmış olduğunu kabul ediyorsunuz. Mü’min bir delikten iki defa ısırılmaz; sizi geçmişte aldatanlarla nasıl hâlâ işbirliği içinde bulunabiliyorsunuz? Üstelik bu safdillikle kendinize ait bir malı değil, Risale-i Nur’u tehlikeye atıyorsunuz. Yoksa kendinize ait olmayan birşeyi tehlikeye atmak size daha mı kolay geliyor da bu aldatılmışlık üzerinde hiç durmak ihtiyacını hissetmiyorsunuz?

***

Bu soruların cevabını beklemekte ısrarlı olacağımızı tekrarlarken, daha önceki bir yazımızda size yaptığımız çağrıyı da bir kere daha burada hatırlatmak istiyoruz:

Hiç de hayırlı bir gayeye hizmet etmeyen bir mücadelenin içine çekilmiş olduğunuzu artık görün. Kader sizi Bediüzzaman’a akraba yapmak gibi bir şerefe eriştirmişken, siz bu şerefi, Bediüzzaman’a ihanet etmek şeklinde bir bedbahtlıkla değiştirmeyin. Üstad eğer arkasında mal ve mülk bırakmış olsaydı, hisseniz nisbetinde bu mal ve mülke verâset iddiasında bulunabilirdiniz. Fakat Üstad Hazretleri arkasında mal-mülk değil, ilmî bir eser bırakmıştır ve bu eserini de akrabalarına değil, yıllarca yanında yetiştirdiği talebelerine emanet etmiştir. Siz bir oyuna getirilerek Üstad’ın vasiyetine ve vasiyetle ilgili İlâhî hükümlere karşı mücadele eden bir duruma düşürülmüş bulunuyorsunuz. Eğer Risale-i Nur’u okuma fırsatı bulup da ondan hakikî bir iman dersi almış iseniz, bu durumdan titreyerek tövbe ediniz ve haksız yere üstlendiğiniz emaneti, hakikî sahiplerine tevdi ederek onlardan ve bütün Risale-i Nur talebelerinden helâllik alınız. Bunu yaptığınız takdirde Risale-i Nur talebeleri sizi bir kardeş olarak bağırlarına basacaktır. Böyle bir kardeşliği, fâni dünyanın gelip geçici menfaatlerine feda etmeyiniz!

Yeni Asya’ya “sadeleştirme” yetkisi veren Seyda Ünlükul imzalı sözleşme ile ilgili haberimiz:
http://www.yazarumitsimsek.com/ustada-akraba-hanceri/
Bu sözleşmenin fotokopisi üzerinde gazetenin yaptığı sahtekârlıkla ilgili haberimiz:
http://www.yazarumitsimsek.com/yalan-haberin-adresi-yeni-asya/
Yeni Asya-FETÖ-CHP-AYM işbirliğiyle sahneye konan tezgâhın seyrini özetleyen haberimiz:
http://www.yazarumitsimsek.com/bir-kavganin-tahlili/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here