Risale-i Nur’un tahrifat ve ticaretiyle geçinen çevreler, bugünlerde Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Hazretlerinin kardeşi Abdülmecid Ünlükul’un ailesini keşfetti.

Bilindiği gibi, Üstad’ın en büyük hayallerinden birisi, Risale-i Nur’ların Diyanet İşleri Başkanlığı himayesine alınması ve devlet tarafından neşredilmesi idi. Üstad’ın bu arzusunu dile getiren müteaddit mektuplar Emirdağ Lâhikasında yer aldığı gibi, bazı talebelerini defalarca Ankara’ya göndererek resmî makamlar nezdinde bu yönde teşebbüslerde bulunmuştu.

Üstad’ın bu vasiyetini hayata geçiren yasal düzenlemelere karşı savaş açan mahut çevreler, bu uğurda bir taraftan Risale-i Nur’un ezelî düşmanı CHP ile ittifak yaparken, bir taraftan da Bediüzzaman’ın kardeşi Abdülmecid Ünlükul’un torunlarından bazılarını kışkırtarak onları kendi arzuları istikametinde konuşturmaya başladılar.

Bu karalama kampanyası kapsamında, “Bediüzzaman’ın yasal varisleri adına konuştuğu” iddia edilen Seyda Ünlükul’un ağzından “Yasal vârisler olarak bize sorulmadan karar alınıyor” meâlinde yakınmaları yayınlanıyor.

Bu yayınlar muvacehesinde, Bediüzzaman’ın vârisleri adına konuştuğu iddia edilen Seyda Ünlükul’a biz de şu soruları yöneltiyoruz:

  1. Malûm çevrelerin yayın organlarında size atfen yayınlanan beyanlar gerçekten size ait midir? Eğer böyle değilse “Neden onları yalanlamıyorsunuz?” sorusuna, size ait ise aşağıdaki sorulara lütfen cevap veriniz:
  2. Bediüzzaman Hazretlerinin geride bıraktığı bir dünyalığı olsaydı, bunun üzerinde yasal vâris olarak elbette hak iddia edebilirdiniz. Fakat Üstad’ın yegâne miras olarak Risale-i Nur eserlerini ve bu eserler etrafında vücuda getirdiği iman ve Kur’ân hizmetini bıraktığı, bütün dünyanın malûmudur. Bu hususta ise Bediüzzaman, akrabasından hiç kimseyi vâris tayin etmemiştir. Kimleri vâris tayin ettiği Emirdağ Lâhikasındaki mektuplarıyla, kimlerin bu veraseti tam bir liyakatle bugünlere kadar omuzlarında taşıdığı da bütün âlemin gözü önünde yaşayanan hadiselerle sabittir.
  3. Risale-i Nur gibi bir esere kazanç kapısı ve akraba arasında devredilen bir mal muamelesi yapan beşerî kanunlar, belki size bu konuda bir yetki vermiş olabilir. Fakat kabir kapısından geçtikten sonra bu yetkinin size hiçbir faydası olmayacağını bilmiyor musunuz? Bilâkis, Üstad ile huzur-u İlâhîde mürafaaya durduğunuzda, Üstad’ın açık vasiyetlerinin karşısına beşerî kanunları çıkarmış olmanın nasıl bir pişmanlık sebebi olabileceğini tasavvur edebiliyor musunuz?
  4. Eğer Üstad’a veraset dâvâsında samimi iseniz, Risale-i Nur’lar tahrif edilirken bu verasetin icabını niye yapmadınız? Onlara karşı çıkmak yana dursun, şimdi bir de bu tahrifatın failleriyle bir olarak, onların yayın organlarına “Risale-i Nur’lar engelleniyor” şeklinde yalan beyanlar vermek suretiyle fitne ateşine odun taşımanız, Üstad’a vâris olmanın bir icabı mıdır?
  5. Eğer Üstad’ın vârisleriyseniz, Risale-i Nur’lar gerçekten yasaklanır, engellenir, mahkemeden mahkemeye verilir, Risale-i Nur’ları okuyanlar her türlü zulme maruz kalırken, bir kere olsun ortaya çıkıp da veraset dâvâ ettiğiniz eserleri müdafaa ettiniz mi? Müdafaa etmek bir yana dursun, öyle sıkıntılı günlerde sizi Risale-i Nur talebeleriyle beraber gören oldu mu?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here