Devlet Kur’ân’ın hizmetinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hattatlarla yaptığı toplantı, basında her ne kadar çok büyük bir yankı uyandırmış olmasa da, tarihî bir gelişmeyi işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz günlerde bir hattat grubunu davet ederek onlara hüsn-ü hat ile yeni mushaflar yazdırmak istediğini bildirdi ve konuyu kendileriyle istişare etti.

Cumhurbaşkanının bu teşebbüsü, bugün vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmının haberdar dahi olmadığı, haberdar olanların da büyük çoğunlukla vahametini takdir edemediği bir problemin, devletin en yüksek kademesinde fark edildiğini ve çözüm yolunda bir irade ortaya konduğunu gösteriyor.

Problem şu:

Hüsn-ü hattı unutuyoruz. Artık herşey bilgisayarla yazılıyor. Mushaflar da bilgisayarla diziliyor. Yayıncılara bilgisayar hattıyla yazılmış mushafları basmak daha kolay ve ucuza geliyor. Kitapçılarda hattat elinden çıkmış mushaflar ya hiç bulunmuyor, veya tek tük bulunsa da okuyucunun özel bir arama çabasına girmesini gerektiriyor. Okuyucu ise, böyle bir zahmet içine girmek bir yana dursun, problemin farkında olmadığı gibi, bilgisayar hattını okumak daha kolay geldiği için o da bir mânâda bu süreci teşvik etmiş oluyor.

Netice: Özene bezene yazılmış, hattat ve müzehhiplerin göz nuruyla bezenmiş, Âlemlerin Rabbine kulluğunu en güzel sunma heyecanıyla vücuda getirilmiş olan eserler, yerini makine ürünü olan ve güzellik, zarafet, estetik gibi mefhumlardan bütünüyle yoksun şekilde ve özenilmeden vücuda getirilmiş, değeri kâğıt ve mürekkep maliyetiyle ölçülen ticarî emtiaya bırakıyor!

Yayıncıların bu konudaki kabahatleri, herhangi bir bahane ile örtülemeyecek kadar büyüktür. Çünkü ileri sürdükleri ve sürecekleri her türlü mazeret, işin ticarî ve maddî boyutunu ilgilendirmektedir.

Okuyucuların da büyük bir kısmı problemin farkında değildir. Farkında olanların sesini ise kimse duymak niyetinde değildir.

İşte, kimseye bu derdi anlatma ümidinin kalmadığı bir zamanda, Türkiye Cumhuriyetinin en yetkili makamı, bizzat kendi teşebbüsüyle konuyu gündeme getiriyor ve duruma el koyarak bir ihyâ sürecini başlatıyor.

Bu tarihî bir hadisedir ve bir dönüm noktasıdır.

Kısacası, Türkiye’de de, dünyada da artık hiçbir şey eskisi gibi değil.

Dünyanın neresinde bir mazlum sesi işitilse oraya yardım elini uzatan bir devlet, şimdi de ihmal edilmiş bir Kur’ân hizmetine imzasını atıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here