Mâide sûresinin 17. âyetini okuduğumuz 290. Kur’an Buluşmasının özeti ve video kaydı.

Allah’ın kitabı ve peygamberi ile irtibatını koruyamayan insanların kendilerini şeytandan koruyamadığına dair en çarpıcı misalleri, UTESAV organizasyonuyla düzenlenmekte olan Kur’an Buluşmalarının 290. bölümünde gördük.

Bu misaller, Mâide sûresinin 17. âyetinde atıfta bulunulan Hıristiyanların “Allah Meryem oğlu Mesihtir” şeklindeki bâtıl inançlarına açıklama getirmeye çalışırken içine düştükleri güç ve gülünç durumu açıkça ortaya çıkarıyordu. Hıristiyan kaynaklarından naklettiğimiz bilgiler şu gerçeği açıkça gözlerimizin önüne serdi:

İsa aleyhisselâmdan yüzyıllarca sonra, hattâ bin beş yüz sene sonra toplanan düzinelerce konsül, “Baba-Oğul-Kutsal Ruh” şeklinde formülleştirilen Teslis inancını açıklamaya çalışmış, ama her açıklama bir öncekini daha da karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramamıştı. Bu ibret verici durumun birçok örneğini ders boyunca slaytlarda gördük.

İslâmın Kur’ân tarafından formülleştirilmiş sahih inanç sistemi ise, herkes tarafından son derce kolay ve doğru bir şekilde anlaşılacak ilkeleri içeriyor ve bunlar Kur’ân’ın âyetlerinde, özellikle İhlâs sûresinde bize bildirilmiş bulunuyordu. Netice:

Sahih İslâm inancını korumanın tek bir yolu vardı; o da, Kur’ân ve Resulullah ile irtibatın özenle korunmasından ibaretti.

Derste okuduğumuz Mâide sûresinin meâli:

“Allah Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kâfir olmuşlardır. De ki: Eğer Allah Meryem oğlu Mesih ile annesini ve yeryüzündekilerin hepsini birden helâk etmeyi dilerse, Ona engel olacak kim var? Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği Allah’a aittir. O dilediğini yaratır; zira Allah herşeye kadirdir.

Ders boyunca yaptığımız tesbitleri de şu şekilde özetledik:

  • Allah’ın kudreti sonsuzdur. Sonsuzun karşısında herşey eşittir / hiçbir şeyin yaratılışında hiçbir surette zorluk söz konusu olmaz.
  • Allah, yaratmak için bir şey yapmaya muhtaç değildir / sadece emreder.
  • Yarattığı şeyler Allah’ı hiçbir şekilde sınırlayamaz / Allah her türlü aczden ve kusurdan münezzeh olduğu gibi, cisimden ve mekândan da münezzehtir / öyle olmayana zaten tanrı denmez.
  • Yeryüzünde olup bitenlerden haberdar olmak yahut yeryüzünde icraatta bulunmak için Allah’ın bir bedene bürünmeye ihtiyacı yoktur; hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.
  • Allah, kullarına emir ve yasaklarını bildirmek için, yine kullarının arasından elçiler seçer.
  • Kitab-ı Mukaddeste yapılan tahrifatın en önemlileri Allah’ın sıfatları üzerinde cereyan ettiği için, bu tahrifat üzerine çeşitli senaryolar yazılabilmekte ve tahrif edilmiş kitapların Allah’tan geldiğine inanan kitleleri bu senaryolara inandırmak da çok zor olmamaktadır.
  • Kur’ân’ın ulûhiyet ile ilgili tarifleri ise son derece nettir, açıktır, sahihtir, beşer eli karışmamıştır. Aynı zamanda bu tanımlar herkes tarafından kolayca ve doğru bir şekilde anlaşılabilecek tanımlardır.
  • Bu sebepten, sahih bir itikadı muhafaza etmek için, Kur’ân ile irtibatın sıkı bir şekilde devam ettirilmesi ve aralara başka senaryoların girmesine meydan verilmemesi gerekir.

Kur’an Buluşmalarının 290. bölümüne ait tam video kaydını buradan izleyebilirsiniz:

Erdemli Hayat projesi kapsamında gerçekleştirilen ve daha önce MÜSİAD Genel Merkezinde yapılmakta olan Kur’an Buluşmaları, salgın sebebiyle bir müddettir https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden Cumartesi sabahları 7:30-8:30 arasında canlı olarak yayınlanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınız