Mâide sûresinin 68. âyetini okuduğumuz 311. Kur’an Buluşmasının özeti ve video kaydı

Kur’ân-ı Kerim, Yahudi ve Hıristiyanlara, semavî kitapların hakkını vermedikleri için dinlerini yok hükmüne getirdiklerini hatırlatıyor. Tabii olarak, bu hatırlatma, bizi yakından ilgilendiren dersler de içeriyor.

UTESAV organizasyonuyla düzenlenen Kur’an Buluşmalarının 311. bölümünde okuduğumuz Mâide sûresinin 68. âyeti bu hatırlatmayı şu şekilde yapıyor:

De ki: Ey Kitap Ehli! Siz Tevrat’ın, İncil’in ve Rabbinizden size indirilenin hakkını vermedikçe hiçbir şey üzere değilsinizdir. Rabbinden sana indirilen, onların pek çoğunun azgınlık ve inkârını daha pek çok arttıracaktır. Artık o kâfirler güruhu için tasalanma.

6 Haziran Cumartesi günü YouTube Erdemli Hayat sayfasından yayınlanan Buluşmada, bu âyetten çıkarabildiğimiz belli başlı dersleri şu şekilde özetledik:

  • İnanılması gereken konulardan bir kısmı reddedildiği zaman elde kalan şey bir kısım eksikleri bulunan bir hidayet değil, eksik bir din değil, bir din de değil, hattâ “şey” denebilecek birşey de değil, hiçbir şeydir.
  • Allah Teâlâ ve elçileri tarafından bildirilen hususlarda değişiklik, ilâve ve çıkarma yapmanın topyekûn inkâr muamelesi görmesi, İlâhî iradeye ortaklık iddiasında bulunmak, hattâ kendini İlâhî iradenin üzerinde bir temyiz mercii olarak görme ve Allah’a ve elçilerine yalancılık yakıştırma  anlamını taşıması sebebiyledir. İnkâr edilen veya değiştirilen şey ne kadar küçük olursa olsun, suçun mahiyeti  bu kadar büyüktür.
  • Birer hak kitap ve hak peygambere mensubiyet iddiasında bulunan Ehl-i Kitabın durumu böyle ise, “din” görüntüsü altında ortaya çıkan daha başka inançlarda hidayet izi aramanın beyhudeliği, izaha ihtiyaç bırakmayacak kadar açıktır.
  • Ehl-i Kitabın dinlerinde yaptıkları tahrifat üzerinde bu kadar önemle ve vurgulu bir şekilde durmanın bir hikmeti de, bu ümmeti böyle bir âkıbetten korumaktır. Ulemânın bid’atlara karşı hassasiyetinin hikmetini de burada aramak gerekir. Bu hassasiyet hangi gerekçeyle olursa olsun zaafa uğratılmamalı ve korunmalıdır.
  • Allah’ın kitabına ve hadislere “eleştirel” yaklaşan ve kendi fikrince yanlış bulduğu şeyleri reddetmeye eğilimli bulunan kimseler de bu konuda dikkatli olmalıdır. Kula yakışan şey, Allah’ın kelâmına tam bir imanla yaklaşmak ve orada bulduğu herşeyi  başının üstünde tutmaktır. Hadislerin sıhhati ile ilgili ölçütler ise usul ilimlerinde belirlenmiştir; kendisine uygun görünmeyen birşeyi “Benim peygamberim böyle söz söylemez” şeklindeki sübjektif gerekçelerle reddetmekte de Ehl-i Kitabın durumuna düşme tehlikesi vardır.
  • Kur’ân’ın bu şiddetli uyarısı, “dinler arası” sıfatıyla sunulan faaliyetlerin de önünü kesmiştir. (Kitap Ehli ile veya daha başka inançlara mensup kimselerle insanlığın yararına olan faaliyetlerde bulunmak yahut onlarla dünya işleri için münasebetler kurmak ve işbirliği yapmak ise başka birşeydir.)
  • Kitap Ehli “ilim ehli” olarak anlaşıldığında da şu mânâyı çıkarmak mümkündür: Eğer Rabbinizin göklerde ve yerde sergilediği âyetleri okumaktan ve onların hakkını vermekten âciz iseniz, bu kazandıklarınızın Allah katında hiçbir değeri olmadığını göreceksiniz.

Mâide sûresinin 68. âyetiyle ilgili Kur’an Buluşmasına ait tam video kaydını buradan izleyebilirsiniz:

UTESAV organizasyonuyla gerçekleşen ve daha önce MÜSİAD Genel Merkezinde yapılan Kur’an Buluşmaları, salgın sebebiyle bir müddettir https://www.youtube.com/erdemlihayat adresinden Cumartesi günleri 18:00-18:45 saatleri arasında yayınlanıyor. Kur’an Buluşmaları ile ilgili gelişmeleri kaçırmamak için bu sayfaya abone olabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Adınız