– 38 –

Risale-i Nur Müellifi, daha Barla’da insanlar onun etrafında kümelenmeye başlarken gerek fiiliyle, gerekse sözlü ve yazılı uyarılarıyla bu iman hizmetinin siyaset dışında kalmasına en yüksek seviyede özen gösterdiği gibi, daha sonraki yıllarında da bu uyarılarını sık sık tekrarlamıştır. Özellikle siyasî faaliyetlerin nispeten serbestlik kazandığı zamanlarda, Bediüzzaman’ın mektuplarında şunlara benzer uyarılara daha sık rastlanmaktadır:

Hakaik-i imaniye ve hizmet-i nuriye-i kudsiye, kâinatta hiçbir şeye âlet ola­maz. Rıza-ı İlâhîden başka bir gayesi olamaz.[1]

 

Bu zamanda ehl-i iman öyle bir hakikate muhtaçtırlar ki, kâinatta hiçbir şeye âlet ve tâbi ve basamak olamaz; ve hiçbir garaz ve maksat onu kirletemez; ve hiçbir şüphe ve felsefe onu mağlûp edemez bir tarzda iman hakikatlerini ders versin. Umum ehl-i imanın bin seneden beri teraküm etmiş dalâletlerin hücu­muna karşı imanları muhafaza edilsin. İşte bu nokta içindir ki, dahilî ve haricî yardımcılara ve ehemmiyetli kuvvetlerine, Risale-i Nur ehemmiyet vermiyor, on­ları arayıp tâbi olmuyor—tâ avâm-ı ehl-i imanın nazarında, hayat-ı dünye­vi­ye­nin bazı gayelerine basamak olmasın; ve doğrudan doğruya hayat-ı bâ­ki­ye­den başka hiçbir şeye âlet olmadığından, fevkalâde kuvveti ve hakikati, hücum eden şüpheleri ve tereddütleri izale eylesin.[2]

 

İman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost-düşman, derste fark etmez. Halbuki siyaset tarafgirliği, bu mânâyı zedeler, ihlâs kırılır.[3]

IMG_4675-a

Gerçi zaman içinde, Risale-i Nur hareketi geniş kitlelere yayıldıkça, kitleler üzerinde etkili olan siyasî cereyanlar bu hareketi de nüfuz alanı altına almak için çaba göstermişler ve bunun sonucu olarak çeşitli anlayışlar, Risale-i Nur tabanlı hareketler içinde kendisine mevziî de olsa zaman zaman yer bulmuştur. Bu da bir ölçüde doğal karşılanabilecek bir gelişme olsa gerektir. Çünkü yayılmak, taraftar toplamak ve sayıca üstünlük kazanmak, siyasal hareketlerin tabiatında olan bir eğilimdir.

Buna karşılık, Risale-i Nur’un doğasında da bir “ihlâs” kavramı vardır ki, eti kemikten, kemiği etten ayırmak canlı bir vücut için ne demek ise, Risale-i Nur’un hizmetini de bu kavramdan ayrı düşünmek, benzer bir anlam taşır.

[Devam edecek]

[1] A.g.e., 1691.

[2] A.g.e., 1707.

[3] A.g.e., 1822.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here