Güvendiğin o feylesofların en müfsidleri ve o münafıkların en vicdansızları dahi diyorlar ki: “Muhammed-i Arabî (a.s.m.) çok akıllı idi ve çok güzel ahlâklı idi.

Madem şu mes’ele iki şıkka münhasırdır. Ve madem ikinci şıkk muhaldir ve hiçbir kimse buna sahip çıkmıyor. Ve madem kat’î hüccetlerle ispat ettik ki, ortası yoktur.

Elbette ve bizzarure senin ve hizbüşşeytanın rağmına olarak bilbedahe ve bihakkılyakîn, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm Resulullahtır ve bütün resullerin ekmelidir ve bütün mahlûkatın efdalidir.

— Mektubat

***

“Emin” olan yalana tenezzül eder mi?

O zâtın bütün âsârı, sîretleri, tarihçe-i hayatı ve sair ahvâli onun pek büyük, azîm ahlâk sahibi olduğuna şehadet ediyorlar. Hattâ düşmanları bile onun ahlâkça pek yüksekliğinden dolayı kendisini Muhammedü’l-Emin ile lâkaplandırmışlardır.

Malûmdur ki, bir zâtta içtimâ eden ahlâk-ı âliyenin imtizacından izzet-i nefis, haysiyet, şeref, vakar gibi, hasis, alçak şeylere tenezzül etmeğe müsaade etmeyen yüksek haller husule gelir.

Evet, melâike ulüvv-ü şanlarından, şeytanları reddeder, kabul etmezler. Kezalik bir zâtta içtima eden ahlâk-ı âliye kizb, hile gibi alçak halleri reddeder.

Evet yalnız şecaatle iştihar eden bir zât, kolay kolay yalana tenezzül etmez. Bütün ahlâk-ı âliyeyi cem’ eden bir zât, nasıl yalana ve hileye tenezzül eder; imkânı var mıdır?

— İşârâtü’l-İ’câz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here