O hem abddir; ubudiyet noktasında Rabbini tavsif ve tarif eder ki, Cenab-ı Hakkın dergâhında ümmetinin elçisi hükmündedir. Hem resuldür; risalet noktasında Rabbinin ahkâmını Kur’an vasıtasıyla cin ve inse tebliğ eder.

Sözler

***

Baharımızda yer yüzünü bir mahşer eden, yüz bin haşir nümunelerini icad eden Kadîr-i Mutlak’a, Cennetin icadı nasıl ağır olabilir? Demek, nasıl ki onun risaleti şu dâr-ı imtihanın açılmasına sebebiyet verdi, “Levlâke…” sırrına mazhar oldu. Onun gibi, ubudiyeti dahi öteki dâr-ı saadetin açılmasına sebebiyet verdi.

Sözler

***

Semâlardan daha ötelere

Cenab-ı Hakkın tertib-i mahlûkatta tecellî ettirdiği ayrı ayrı isim ve ünvanlarla ve saltanat-ı rububiyetinde teşkil ettiği devair-i tedbir ve icadda ve o dairelerde birer arş-ı rububiyet ve birer merkez-i tasarrufa medar olan bir semâ tabakasında gösterdiği âsâr-ı rububiyeti, birer birer o abd-i mahsusa göstermekle,

– o abdi, hem bütün kemalât-ı insaniyeyi câmi’, hem bütün tecelliyat-ı İlâhiyeye mazhar, hem bütün tabakat-ı kâinata nâzır ve saltanat-ı rububiyetin dellâlı ve marziyat-ı İlâhiyenin mübelliği ve tılsım-ı kâinatın keşşafı yapmak için,

– Burak’a bindirip, berk gibi semâvâtı seyrettirip, kat’-ı meratib ettirerek, kamer-vâri menzilden menzile, daireden daireye rububiyet-i İlahiyeyi temâşâ ettirip, o dairelerin semâvâtında makamları bulunan ve ihvânı olan enbiyâyı birer birer göstererek,

– tâ Kab-ı Kavseyn makamına çıkarmış, ehadiyet ile kelâmına ve rü’yetine mazhar kılmıştır.

Sözler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here