HESNA ŞENER

(1903-1975)

Risale-i Nur hizmetinde dönüm noktası olan Denizli mahkemesinin 15 Haziran 1944 tarihli beraat kararının altında imzası olan hakim. Ülkemizin ilk kadın hakimlerinden. Üstadın hakim-i âdil olarak andığı Reis Ali Rıza Balaban’a karşı mahkemenin diğer iki üyesi, yönetimden gelen telkinler doğrultusunda karar vermek istiyordu. Bu üyelerden biri hastalanınca, Ali Rıza Bey, görevi Hesna Hanıma teklif etti. Hesna Hanımın gelişinden sonra, yeni heyet, Bediüzzaman ve talebeleri hakkında oybirliğiyle beraat kararı verdi.

Emirdağ Lahikasında yer alan bir mektubunda Üstad kendisine ismen teşekkür ediyor:

“Mahkemede zabıt kâtibi ve âzâdan Hesna Hanım ve sorgu hakimi gibi vicdanlı zatlara teşekkür ederiz. Ve onları unutmayacağımı, bilhassa başta Müftü Osman, Hasan Feyzi olarak çok ehemmiyetli kardeşlerime selâmımızı ve minnettarlığımızı bildiriniz.”

O benim manevî evlâdım

Senirkentli Ali İhsan Tola anlatıyor: “Üstad, Hesna Hanım köylümüz olduğu için dört defa selâm söylemişti. Bir seferinde ‘Sen benim selâmlarımı söylemiyor musun?’ diye çıkıştı. Ben de hemen Isparta’dan Denizli’ye gittim. Mahkemeye vardım. Onu buldum. Üstadın şu sözlerini ona naklettim: ‘Hesna, kendini Kur’an dâvâsına, başıma ne gelirse gelsin diyerek feda etti. Bütün hasenatlar aynen ona gidiyor. Evet, erkek hâkimler korktu, o ise hiç çekinmeden beraat için karara imzasını attı. Artık o benim manevi evlâdım. Ona dua ediyorum.’ Döndüğümde bunu Üstad Hazretlerine anlattım. Üstadımız ‘O, çok büyük bir iş yaptı. Risale-i Nur’un beraati çok mühim. Ben onun ismini gavslar ve kutuplar gibi büyüklerin yanına yazıp her zaman dua ediyorum. İnşaallah bu hizmeti onun kurtuluşuna vesile olur’ dedi.”

— İstanbul İlim ve Kültür Vakfının Kastamonu Yılları sergi katalogundan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here